Yüz Yıl Sonra Diriltilen Adam

Yüz Yıl Sonra Diriltilen Adam

13/10/2026 — admin

Ölümden Sonra Dirilişin ve Allah’ın Kudretinin İbretlik Kıssası

Kur’ân-ı Kerîm | Bakara Sûresi, 2/259 | Ana temalar: Ölümden sonra diriliş, Allah’ın kudreti, zaman, iman ve tefekkür

Giriş: Bir Harabenin Önünde Başlayan Yüz Yıllık İmtihan

Bir şehir düşünün…

Evleri yıkılmış, duvarları çökmüş, sokakları sessizliğe bürünmüş.

Bir zamanlar insanların yaşadığı, çalıştığı, sevinip üzüldüğü bu yerde artık hayatın izleri kaybolmuştu.

Şehrin harabeleri arasından bir adam geçiyordu.

Yıkılmış binalara, terk edilmiş sokaklara ve yok olmuş hayata baktı.

Sonra kendi kendine sordu:

أَنَّىٰ يُحْيِي هَٰذِهِ اللَّهُ بَعْدَ مَوْتِهَا

“Allah burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek?”

Bakara Sûresi, 2/259

Bu soru, onu olağanüstü bir olayın eşiğine getirdi.

Allah, bu adamı yüz yıl boyunca ölü bıraktı.

Sonra yeniden diriltti.

Kendisine ne kadar zaman geçirdiği sorulduğunda:

“Bir gün veya bir günün bir kısmı kadar.”

diye cevap verdi.

Oysa üzerinden tam yüz yıl geçmişti.

Yanındaki yiyecek ve içecek bozulmamıştı.

Fakat bineğinin kalıntıları önündeydi.

Allah ona kemiklerin nasıl bir araya getirildiğini ve üzerlerinin nasıl etle kaplandığını gösterdi.

Adam, bütün bunları gördükten sonra şöyle dedi:

أَعْلَمُ أَنَّ اللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

“Biliyorum ki Allah’ın her şeye gücü yeter.”

Bakara Sûresi, 2/259

Bu kıssa, insanın zaman karşısındaki sınırlılığını ve Allah’ın ölümden sonra diriltmeye kadir olduğunu anlatmaktadır.

İnsan için yüz yıl, uzun bir ömürdür; fakat Allah’ın kudreti, zamanın ve insanın alıştığı sebeplerin sınırlarıyla ölçülemez.

1. Yüz Yıl Sonra Diriltilen Adam Kimdir?

Kur’ân-ı Kerîm, Bakara Sûresi’nin 259. âyetinde bu kişiden söz eder.

Ancak onun adını açıkça bildirmez.

Klasik tefsir kaynaklarında bu kişinin çoğunlukla Üzeyir olduğu ifade edilmiştir.

Bazı rivayetlerde ise farklı isimler zikredilmiştir.

Bu nedenle şu ayrım önemlidir:

  • Kur’ân’ın kesin olarak bildirdiği: Harap olmuş bir yerleşim yerinden geçen bir kişi, Allah tarafından yüz yıl ölü bırakılmış ve yeniden diriltilmiştir.
  • Tefsirlerde yer alan yaygın görüş: Bu kişi Üzeyir’dir.
  • Kesin olarak belirlenemeyen: Kişinin kimliği, olayın tam tarihi ve gerçekleştiği şehrin adı.

Bu sebeple kıssayı anlatırken “Üzeyir olduğu rivayet edilen kişi” ifadesi daha ihtiyatlıdır.

Ayrıca Kur’ân, onun peygamber olduğunu bu âyette açıkça belirtmez.

Dolayısıyla “salih kul” ifadesi kıssayı tanıtmak için kullanılabilirse de kişinin kimliği ve dinî makamı hakkında kesin bir hüküm gibi sunulmamalıdır.

Olay hangi şehirde gerçekleşti?

Bazı tefsirlerde harap olmuş şehrin Kudüs veya Beytülmakdis olduğu anlatılır.

Bu yorumlar, şehrin tarih boyunca yaşadığı yıkımlarla ilişkilendirilmiştir.

Ancak Bakara 259’da şehrin adı verilmez.

Kur’ân’ın üzerinde durduğu mesele, şehrin coğrafi konumu değil, ölümden sonra dirilişin mümkün oluşudur.

2. Harap Olmuş Şehir: İnsanın Faniliğiyle Yüzleşmesi

Kur’ân kıssayı şöyle başlatır:

“Yahut altı üstüne gelmiş, ıpıssız kalmış bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, ‘Allah burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek?’ demişti.”

Bakara Sûresi, 2/259 — anlam merkezli meal

Adam, bir zamanlar hayatın bulunduğu fakat artık harabeye dönmüş bir yerleşim yerinden geçiyordu.

Şehrin yıkılmış olması, insanın dünyadaki varlığının geçiciliğini hatırlatıyordu.

Bir zamanlar orada yaşayan insanlar vardı.

Evler, yollar ve günlük hayat bulunuyordu.

Fakat bütün bunlar artık geride kalmıştı.

Bu manzara, adamı ölümden sonra diriliş üzerine düşünmeye yöneltti.

Bu soru bir inkâr mıydı?

Âyette adamın “Allah burayı nasıl diriltecek?” dediği bildirilir.

Ancak bu sözün mutlaka Allah’ın kudretini inkâr etmek anlamına geldiğini söylemek doğru değildir.

Klasik tefsirlerde, onun ölümden sonra dirilişin nasıl gerçekleşeceğini merak ettiği ve Allah’ın kudretini daha açık biçimde görmek istediği yönünde açıklamalar bulunmaktadır.

Kur’ân, kişinin bu sorusundan önceki bütün düşüncelerini ayrıntılı olarak açıklamaz.

Bu nedenle onun kesinlikle inkârcı olduğunu veya kesinlikle hiçbir tereddüt taşımadığını iddia etmek yerine, âyetin verdiği mesaj üzerinde durmak daha doğrudur.

Kıssanın merkezinde, ölümden sonra dirilişin Allah’ın kudretiyle mümkün olduğunun gösterilmesi bulunmaktadır.

3. Allah’ın Onu Yüz Yıl Ölü Bırakması

Adamın sorusunun ardından olağanüstü bir olay gerçekleşti.

Kur’ân şöyle buyurur:

فَأَمَاتَهُ اللَّهُ مِائَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُ

“Allah onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra yeniden diriltti.”

Bakara Sûresi, 2/259

Burada önemli bir ayrıntı vardır.

Kur’ân, onun yüz yıl uyuduğunu değil, yüz yıl ölü bırakıldığını bildirir.

Bu nedenle kıssayı “yüz yıl uyuyan adam” şeklinde adlandırmak yaygın olsa da teknik olarak daha doğru ifade:

**“Yüz yıl ölü bırakılıp yeniden diriltilen adam”**dır.

Bu olay, Kehf Sûresi’ndeki Ashâb-ı Kehf kıssasından farklıdır.

Ashâb-ı Kehf’in uzun süre uyutulması anlatılırken burada açıkça ölüm ve yeniden diriltilme söz konusudur.

Ölümden sonra diriliş neden önemlidir?

İslâm inancına göre insanın dünya hayatı ölümle sona erer.

Ancak ölüm, varoluşun mutlak sonu değildir.

Allah, kıyamet gününde insanları yeniden diriltecektir.

Bu inanç, ahirete imanın temel unsurlarından biridir.

Bakara 259’da anlatılan olay ise Allah’ın yeniden diriltmeye kadir olduğunu gösteren özel bir örnektir.

İnsan, ölümden sonra bedenin nasıl diriltileceğini kendi sınırlı bilgisiyle bütünüyle kavrayamayabilir.

Fakat Allah’ın yaratma kudreti, insanın alıştığı sebeplerle sınırlı değildir.

İnsanı ilk defa yaratan Allah, onu yeniden diriltmeye de kadirdir.

4. “Ne Kadar Kaldın?”

Allah, adamı yeniden dirilttikten sonra ona şöyle sordu:

كَمْ لَبِثْتَ

“Ne kadar kaldın?”

Bakara Sûresi, 2/259

Adam cevap verdi:

لَبِثْتُ يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ

“Bir gün veya bir günün bir kısmı kadar kaldım.”

Bakara Sûresi, 2/259

Bu cevap, insanın zaman algısının ne kadar sınırlı olabileceğini göstermektedir.

Adam, kendisine göre kısa bir süre geçtiğini düşünüyordu.

Fakat gerçekte üzerinden yüz yıl geçmişti.

Allah ona şöyle buyurdu:

“Hayır, yüz yıl kaldın.”

Bakara Sûresi, 2/259 — anlam merkezli meal

Bu söz, insanın kendi algısıyla gerçek zaman arasında büyük bir fark bulunabileceğini göstermektedir.

Zaman karşısında insanın sınırlılığı

İnsan, zamanı yaşadığı olaylara göre algılar.

Bazen kısa bir süre çok uzun hissedilebilir.

Bazen de yıllar geçmiş olmasına rağmen insan, yaşadıklarını yakın zamanda gerçekleşmiş gibi hatırlayabilir.

Fakat Bakara 259’da anlatılan olay, sıradan bir zaman algısı farklılığından daha ileri bir mucizedir.

Burada Allah’ın bir insanı yüz yıl ölü bıraktıktan sonra yeniden diriltmesi söz konusudur.

Bu nedenle olayı yalnızca psikolojik zaman algısıyla açıklamak doğru değildir.

Kıssanın mesajı, Allah’ın kudretinin insanın zaman tecrübesiyle sınırlı olmadığıdır.

5. Bozulmayan Yiyecek ve İçecek

Allah, adama şöyle buyurdu:

“Yiyeceğine ve içeceğine bak; bozulmamış.”

Bakara Sûresi, 2/259 — anlam merkezli meal

Yüz yıl geçmişti.

Fakat adamın yanındaki yiyecek ve içecek bozulmamıştı.

Bu durum, Allah’ın kudretinin başka bir göstergesiydi.

Normal şartlarda yiyecek ve içecekler zaman içinde bozulabilir.

Fakat burada Allah, onları yüz yıl boyunca bozulmadan korumuştu.

Kur’ân, yiyeceğin ve içeceğin tam olarak ne olduğunu açıklamaz.

Klasik tefsirlerde ekmek, meyve suyu veya farklı yiyeceklerden söz eden rivayetler bulunmaktadır.

Ancak bunları kesin bilgi olarak sunmak doğru değildir.

Kesin olan, yiyecek ve içeceğin bozulmamış olmasıdır.

Aynı zaman, farklı sonuçlar

Kıssada dikkat çekici bir karşılaştırma bulunmaktadır.

Bir tarafta yüz yıl boyunca bozulmayan yiyecek ve içecek vardı.

Diğer tarafta ise yeniden bir araya getirilecek kemikler bulunuyordu.

Allah, bu iki durumu aynı kişiye göstererek kendi kudretini ortaya koymuştur.

Allah’ın kudreti karşısında bir şeyin korunması da yeniden yaratılması da O’nun iradesine bağlıdır.

6. Bineğin Kemikleri ve Yeniden Dirilişin Gösterilmesi

Kıssanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, adamın bineğiyle ilgili olaydır.

Allah şöyle buyurur:

“Bir de eşeğine bak! Seni insanlara bir ibret kılmak için böyle yaptık. Kemiklere bak, onları nasıl bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz.”

Bakara Sûresi, 2/259 — anlam merkezli meal

Adamın yiyecek ve içeceği bozulmamıştı.

Fakat bineğinin kemikleri, ölümün ve zamanın etkisini gösteriyordu.

Allah ona bu kemiklerin nasıl bir araya getirildiğini ve üzerlerinin nasıl etle kaplandığını gösterdi.

Bu sahne, ölümden sonra dirilişin somut bir örneğiydi.

Dirilişin aşamaları

Âyette iki husus özellikle belirtilir:

  1. Kemiklerin bir araya getirilmesi.
  2. Kemiklerin üzerlerinin etle kaplanması.

Bu anlatımın amacı, biyolojik bir süreç hakkında ayrıntılı bilimsel açıklama yapmak değildir.

Asıl amaç, Allah’ın ölmüş bir varlığı yeniden diriltmeye kadir olduğunu göstermektir.

Kıssada insanın yeniden diriltilmesiyle bineğinin kemiklerinin yeniden bir araya getirilmesi aynı ilâhî kudretin iki göstergesi olarak yer almaktadır.

Ölüm, Allah’ın yaratma kudretinin sona erdiği bir sınır değildir.

7. “Allah’ın Her Şeye Gücü Yettiğini Biliyorum”

Adam, kendisine gösterilen olayların ardından şöyle dedi:

أَعْلَمُ أَنَّ اللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

“Biliyorum ki Allah’ın her şeye gücü yeter.”

Bakara Sûresi, 2/259

Bu ifade, kıssanın sonuç cümlesidir.

Adam başlangıçta harap olmuş şehrin nasıl yeniden diriltileceğini sormuştu.

Yolculuğunun sonunda ise Allah’ın kudretini bizzat gösterilen işaretlerle kavramıştı.

Burada önemli olan, yalnızca olağanüstü bir olaya şahit olması değildir.

Aynı zamanda yaşadığı olayın kendisini Allah’ın kudreti üzerine düşünmeye yöneltmesidir.

Kur’ân, insanları yaratılış, ölüm ve yeniden diriliş üzerinde tefekküre davet eder.

Bu kıssa da tefekkürün insanın iman hayatındaki önemini hatırlatmaktadır.

8. Hz. İbrâhim’in Dirilişi Görmek İstemesiyle Bağlantısı

Bakara Sûresi’nin 259. âyetinden hemen sonra Hz. İbrâhim’in (a.s.) ölümden sonra dirilişi görme isteği anlatılır.

Hz. İbrâhim şöyle der:

“Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster.”

Bakara Sûresi, 2/260 — anlam merkezli meal

Allah ona:

“Yoksa inanmadın mı?”

diye sorar.

Hz. İbrâhim ise:

وَلَٰكِنْ لِيَطْمَئِنَّ قَلْبِي

“Hayır, inandım; fakat kalbimin tatmin olması için.”

Bakara Sûresi, 2/260

cevabını verir.

Bu iki kıssanın peş peşe anlatılması dikkat çekicidir.

Birinde harap olmuş bir yerleşim yerinden geçen adamın yüz yıl sonra diriltilmesi söz konusudur.

Diğerinde Hz. İbrâhim’e ölümden sonra dirilişin nasıl gerçekleştiğine ilişkin bir işaret gösterilir.

Her iki anlatımda da Allah’ın ölüleri diriltmeye kadir olduğu vurgulanmaktadır.

Ayrıca insanın iman ettiği bir hakikati daha iyi anlamak istemesinin, her durumda inkâr anlamına gelmediği anlaşılmaktadır.

İman ile tefekkür birbirinin karşıtı değildir; doğru tefekkür, insanın imanını derinleştirebilir.

9. Yüz Yıl Sonra Diriltilen Adam ile Ashâb-ı Kehf Arasındaki Fark

Bu iki kıssa zaman zaman birbirine karıştırılmaktadır.

Ancak Kur’ân’ın anlatımında önemli farklılıklar bulunmaktadır.

ÖzellikYüz yıl sonra diriltilen adamAshâb-ı Kehf
Kur’ân kaynağıBakara 2/259Kehf 18/9–26
KişilerBir kişiBir grup genç
Süre100 yıl309 yıl olarak ifade edilen süre
Yaşanan olayÖlüm ve yeniden diriltilmeUzun süre uyutulma
Temel vurguAllah’ın ölümden sonra diriltme kudretiİmanlarını koruyan gençlerin Allah tarafından korunması
Olayın geçtiği yerHarap olmuş yerleşim yeriMağara

Dolayısıyla bu kıssa için “yüz yıl uyuyan adam” ifadesi yerine “yüz yıl ölü bırakılıp yeniden diriltilen adam” denilmesi, âyetin anlatımına daha uygundur.

10. Kıssanın İnsan Hayatına Verdiği Mesajlar

Dünya hayatının geçiciliği

Harap olmuş şehir, insanın dünyada kurduğu düzenin kalıcı olmadığını hatırlatmaktadır.

Evler, şehirler ve medeniyetler zamanla değişebilir veya ortadan kalkabilir.

Bu nedenle insan, dünya hayatını sonsuz sanmamalıdır.

Allah’ın kudretinin sınırsızlığı

Allah, adamı yüz yıl ölü bıraktıktan sonra yeniden diriltmiştir.

Yiyecek ve içeceğini bozulmadan korumuş, bineğinin kemiklerini yeniden bir araya getirmiştir.

Bu olaylar, Allah’ın yaratma ve diriltme kudretini göstermektedir.

İnsanın bilgisinin sınırlılığı

Adam, ne kadar zaman geçtiğini doğru tahmin edememişti.

Bu durum, insanın kendi algısına dayanarak her konuda kesin bilgi sahibi olduğunu düşünmemesi gerektiğini hatırlatır.

Ahiret bilinci

Ölümden sonra diriliş, ahirete imanın temel konularından biridir.

Bu inanç, insanın dünya hayatındaki davranışlarının sorumluluğunu taşımasını gerektirir.

Ölümden sonra dirilişe inanan insan, hayatını yalnızca bugünün kazanç ve kayıplarıyla değerlendirmemelidir.

11. Kıssadan Çıkarılacak Dersler

Kıssadaki olayVerdiği ders
Harap olmuş şehirden geçilmesiDünya hayatı ve insan yapıları geçicidir.
Adamın dirilişi düşünmesiYaratılış ve ahiret üzerine tefekkür önemlidir.
Yüz yıl ölü bırakılmasıAllah’ın kudreti insanın alıştığı sebeplerle sınırlı değildir.
Geçen süreyi kısa sanmasıİnsan bilgisi ve zaman algısı sınırlıdır.
Yiyecek ve içeceğin bozulmamasıAllah dilediğini korumaya kadirdir.
Bineğin kemiklerinin yeniden bir araya getirilmesiÖlümden sonra diriliş mümkündür.
Adamın Allah’ın kudretini dile getirmesiİlâhî işaretler insanı iman ve tefekküre yöneltmelidir.

12. Sonuç: Yüz Yıl Geçti, Fakat Allah’ın Kudreti Değişmedi

Yüz yıl sonra diriltilen adamın kıssası, insanın ölüm ve zaman karşısındaki sınırlılığını anlatmaktadır.

Adam, harap olmuş bir yerleşim yerinden geçerken ölümden sonra diriliş üzerine düşünmüştü.

Allah onu yüz yıl ölü bıraktı.

Ardından yeniden diriltti.

Adam kendisine göre kısa bir süre geçtiğini sanıyordu.

Oysa üzerinden yüz yıl geçmişti.

Yanındaki yiyecek ve içecek bozulmamıştı.

Bineğinin kemikleri ise yeniden bir araya getiriliyordu.

Bütün bunlar, Allah’ın yaratma ve diriltme kudretini gösteren işaretlerdi.

Kıssanın sonunda adam, Allah’ın her şeye gücünün yettiğini bildiğini ifade etti.

Bu olay, insana kendi varlığının geçici olduğunu hatırlatmaktadır.

İnsan dünyada yaşar, çalışır, biriktirir ve çeşitli hedefler peşinde koşar.

Fakat bütün bunların bir sonu vardır.

Ölüm, insanın dünya hayatındaki yolculuğunu sona erdirir.

Ancak İslâm inancına göre ölüm, varoluşun mutlak sonu değildir.

Allah, insanları yeniden diriltecektir.

Bu nedenle insanın dünya hayatını ahiret sorumluluğundan bağımsız değerlendirmemesi gerekir.

Ölümü hatırlamak, hayattan uzaklaşmak değil; hayatı daha bilinçli ve sorumlu yaşamaktır.

Kendine sor

  • Dünya hayatının geçici olduğunu günlük tercihlerimde ne kadar hatırlıyorum?
  • Ölümden sonra dirilişe imanım davranışlarımı etkiliyor mu?
  • Sahip olduğum nimetlerin kalıcı olmadığını biliyor muyum?
  • Allah’ın yaratma ve diriltme kudreti üzerinde yeterince düşünüyor muyum?
  • Bugün sona erebilecek bir hayat için hangi iyilikleri erteliyorum?

Hayata taşı

Bugün kısa bir süre ayırarak Bakara Sûresi’nin 259 ve 260. âyetlerini okuyun.

Bu iki âyetin ölümden sonra diriliş hakkında verdiği mesajı düşünün.

Ardından kendinize şu soruyu sorun:

“Ahirete olan inancım bugün hangi davranışımı değiştirmeli?”

Bir kul hakkını gidermek, ertelediğiniz bir iyiliği yapmak veya Allah’a karşı sorumluluklarınızı daha dikkatli yerine getirmek için somut bir adım belirleyin.

Altı çizilecek cümleler

İnsan için yüz yıl uzun bir zamandır; fakat Allah’ın kudreti zamanın sınırlarıyla ölçülemez.

Harap olmuş şehir, insanın faniliğini; yeniden diriliş ise Allah’ın sonsuz kudretini hatırlatır.

Ölümü hatırlayan insan, hayatın değerini daha iyi kavrayabilir.

İnsanı ilk defa yaratan Allah, onu yeniden diriltmeye de kadirdir.

Ahirete iman, yalnızca ölümden sonrasına inanmak değil; bugünkü hayatı da sorumluluk bilinciyle yaşamaktır.

13. Hadis Kaynakları ve Hadis Numaraları

Önemli kaynak ayrımı: Bakara 2/259’da anlatılan kişinin Üzeyir olduğu, hangi şehirden geçtiği veya yüz yıl sonra ailesine nasıl döndüğü gibi ayrıntılar için doğrudan ve sahih olduğu doğrulanmış bir Kütüb-i Sitte hadisini burada kaynak olarak gösteremiyorum. Bu ayrıntıların önemli bir bölümü tefsir ve tarih rivayetlerinde bulunmaktadır.

Ancak kıssanın temel konusu olan ölümden sonra diriliş hakkında sahih hadisler vardır.

Hadis 1 — İnsanların kıyamet gününde yeniden diriltilmesi

Râvi: Abdullah b. Abbâs (r.a.)

Türkçe anlamı:

Resûlullah (s.a.v.), insanların kıyamet gününde yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olarak toplanacaklarını bildirmiştir. Ardından ilk yaratılışın yeniden gerçekleştirileceğine ilişkin Enbiyâ Sûresi’nin 104. âyetini okumuştur.

Kaynak:

– Sahîh-i Buhârî, Hadis No: 3349Sahîh-i Buhârî, 3349 — Hadis metni

Kıssayla ilişkisi: Bu hadis, Bakara 259’daki kişinin kimliğini açıklamaz; ölümden sonra dirilişin genel olarak gerçekleşeceğini bildirir.

Hadis 2 — İnsan bedeninin yeniden yaratılması

Râvi: Ebû Hüreyre (r.a.)

Türkçe anlamı:

Resûlullah (s.a.v.), insan bedeninin ölümden sonra çözülmesi ve kıyamet gününde yeniden yaratılması hakkında bilgi vermiş; kuyruk sokumu kemiğiyle ilgili bir açıklamada bulunmuştur.

Kaynak:

– Sahîh-i Buhârî, Hadis No: 4935Sahîh-i Buhârî, 4935 — Hadis metni

Kıssayla ilişkisi: Bu hadis de doğrudan yüz yıl sonra diriltilen adamı anlatmaz. Ancak yeniden yaratılış inancıyla bağlantılıdır.

Bu iki rivayet, Bakara 259’un açıklanmasında konuyla ilgili destekleyici hadisler olarak kullanılabilir; kıssanın doğrudan rivayetleri olarak gösterilmemelidir.

14. Kur’ân ve Tefsir Kaynakçası

KaynakÂyet / Hadis no.Konu
Kur’ân-ı KerîmBakara 2/259Yüz yıl ölü bırakılan kişinin yeniden diriltilmesi
Kur’ân-ı KerîmBakara 2/260Hz. İbrâhim’in dirilişi görme isteği
Kur’ân-ı KerîmEnbiyâ 21/104Yaratılışın yeniden gerçekleştirilmesi
Sahîh-i BuhârîHadis No: 3349Kıyamet gününde insanların diriltilip toplanması
Sahîh-i BuhârîHadis No: 4935Yeniden yaratılış
Taberî, Câmiu’l-beyânBakara 259 tefsiriKişinin kimliği ve olayla ilgili rivayetler
İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’âni’l-azîmBakara 259 tefsiriYüz yıllık ölüm ve yeniden diriliş
Kurtubî, el-Câmi‘ li-ahkâmi’l-Kur’ânBakara 259 tefsiriÂyetin anlamı ve tefsir görüşleri
Diyanet, Kur’an Yolu Türkçe Meal ve TefsirBakara 259–260Ölümden sonra diriliş ve ilâhî kudret

Kur’ân metni ve tefsir: Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’ân-ı Kerîm Portalı.

Kıssanın ana mesajı: Bakara Sûresi’nin 259. âyetinde anlatılan yüz yıl sonra diriltilen adamın kıssası, Allah’ın ölümden sonra diriltmeye kadir olduğunu, insanın zaman ve bilgi bakımından sınırlı bulunduğunu ve ahirete imanın insanı daha sorumlu bir hayata yöneltmesi gerektiğini öğretmektedir.

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir