İki Bahçe Sahibi Kıssası

İki Bahçe Sahibi Kıssası

13/10/2026 — admin

Servetin Aldatıcı Gücü, Kibir ve Şükür

Kur’ân-ı Kerîm | Kehf Sûresi, 18/32–44 | Ana temalar: İman, servet, şükür, kibir, ahiret, tevekkül ve dünyanın geçiciliği

Giriş: İki İnsan, İki Dünya Görüşü

Bir adam düşünün…

Bereketli toprakları, üzüm bağları, hurma ağaçları ve içinden sular akan bahçeleri vardı.

Bahçelerinin ürünleri boldu. Sahip olduğu imkânlar, ona güçlü ve güvende olduğu hissini veriyordu.

Mallarına baktıkça kendisini başkalarından üstün görmeye başladı.

Servetinin hiç tükenmeyeceğini düşündü.

Zamanla bu düşünce, yalnızca dünya hayatına ilişkin bir güven olmaktan çıktı; ahireti sorgulayan ve Allah’ın verdiği nimetleri kendi üstünlüğünün işareti sayan bir anlayışa dönüştü.

Onun karşısında ise başka bir adam vardı.

Bu ikinci adamın daha az mala sahip olduğu anlaşılıyordu. Fakat o, hayatın değerini yalnızca maddi zenginlikle ölçmüyordu.

Allah’a inanıyor, nimetlerin gerçek sahibinin Allah olduğunu biliyor ve dünya hayatının geçici olduğunu hatırlatıyordu.

Zengin adam, servetiyle övünürken arkadaşını küçümsedi.

Diğer adam ise ona kibirlenmemesini, Allah’a şükretmesini ve ahireti unutmamasını öğütledi.

Fakat zengin adam bu nasihate kulak vermedi.

Sonunda bir gün bahçeleri yok oldu.

Bir zamanlar kendisine güven veren servetinden geriye yıkım ve pişmanlık kaldı.

Kur’ân-ı Kerîm’de Kehf Sûresi’nin 32–44. âyetlerinde anlatılan bu kıssa, insanın servet karşısındaki tutumunu sorgulayan önemli bir örnektir.

Servet insanın elinde bir nimet olabilir; fakat kalbinde mutlak güven kaynağı hâline geldiğinde onu büyük bir yanılgıya sürükleyebilir.

1. Kıssanın Başlangıcı: İki Adamın Misali

Allah, Hz. Peygamber’e (s.a.v.) iki adamın örneğini anlatmasını buyurur:

“Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, çevrelerini hurma ağaçlarıyla donatmış ve aralarına ekinler yerleştirmiştik.”

Kehf Sûresi, 18/32 — anlam merkezli meal

Kur’ân, bu iki adamın isimlerini açıklamaz.

Hangi dönemde yaşadıkları ve bahçelerinin tam olarak nerede bulunduğu da belirtilmez.

Klasik tefsirlerde onların kimlikleri hakkında farklı anlatımlar bulunmaktadır. Ancak bu ayrıntıları kesin tarihî bilgi olarak kabul etmek mümkün değildir.

Kıssanın asıl amacı, iki kişinin kimliğini tanıtmak değil, onların nimetler karşısındaki farklı tutumlarını ortaya koymaktır.

İki adam arasındaki temel fark

Birinci adam, maddi bakımdan daha güçlüydü.

İkinci adamın ise daha az mala ve daha küçük bir toplumsal güce sahip olduğu anlaşılmaktadır.

Ancak aralarındaki esas fark, mal miktarı değildi.

Biri servetini kendisine üstünlük kazandıran bir güç olarak görürken diğeri, Allah’ın verdiği nimetlerin şükür ve sorumluluk gerektirdiğini hatırlatıyordu.

Bu nedenle kıssa, zenginliğin başlı başına kötü olduğunu anlatmaz.

Zenginlik karşısında kibirlenmeyi, Allah’ı unutmayı ve ahireti inkâra yönelmeyi eleştirir.

2. İki Bahçenin Bereketi

Kur’ân, zengin adama verilen bahçeleri ayrıntılı biçimde tasvir eder:

“Her iki bağ da ürününü vermiş, hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. İkisinin arasından da bir ırmak akıtmıştık.”

Kehf Sûresi, 18/33 — anlam merkezli meal

Bahçeler verimliydi.

Üzüm bağları, hurma ağaçları ve ekinler bir aradaydı.

Su kaynakları da bulunuyordu.

Bu durum, bahçelerin üretken ve değerli olduğunu göstermektedir.

Üstelik Kur’ân, bahçelerin ürünlerinde eksiklik olmadığını özellikle belirtir.

Bütün bunlar, adamın önemli bir maddi imkâna sahip olduğunu ortaya koymaktadır.

Ancak dikkat edilmesi gereken nokta şudur:

Âyetlerde bu nimetleri verenin Allah olduğu bildirilir.

Adam ise zamanla bu gerçeği göz ardı etmeye başlayacaktır.

Nimetin imtihana dönüşmesi

Mal, mülk ve bereket insan için birer nimet olabilir.

Fakat nimetlerin varlığı, insanın Allah katında mutlaka üstün olduğu anlamına gelmez.

Kur’ân, zenginliği de yoksulluğu da insanın sorumluluklarıyla bağlantılı olarak ele alır.

Zenginlik şükür, adalet ve paylaşma sorumluluğu getirir.

Yoksulluk ise insanın değerini azaltmaz.

İnsanın Allah katındaki değeri, sahip olduğu servetin büyüklüğüyle ölçülmez.

3. Zengin Adamın Kibri

Zengin adam, arkadaşıyla konuşurken şöyle dedi:

أَنَا أَكْثَرُ مِنْكَ مَالًا وَأَعَزُّ نَفَرًا

“Ben mal bakımından senden daha zenginim, insan gücü bakımından da senden daha üstünüm.”

Kehf Sûresi, 18/34 — anlam merkezli meal

Bu sözler, adamın servetini nasıl değerlendirdiğini göstermektedir.

O, malının çokluğunu yalnızca ekonomik bir imkân olarak görmüyordu.

Bunu kişisel üstünlüğünün delili sayıyordu.

Ayrıca çevresindeki insanların sayısını veya kendisine destek verenlerin gücünü de övünme sebebi yapıyordu.

Kibir nasıl ortaya çıkar?

Kibir, insanın kendisini başkalarından üstün görmesi ve bu düşünceyle onları küçümsemesidir.

İnsan başarılı olabilir.

Çok çalışarak mal kazanabilir.

Toplum içinde saygın bir konuma ulaşabilir.

Fakat bunların hiçbiri başkalarını küçük görmesini haklı çıkarmaz.

Zengin adamın yanılgısı, servet sahibi olması değil; servetini insanî üstünlük ölçüsüne dönüştürmesiydi.

Malın çokluğu, insanın değerinin büyüklüğünü garanti etmez.

4. “Bu Bahçenin Yok Olacağını Sanmıyorum”

Zengin adam, bahçesine girerken kendi kendisine zulmediyordu.

Kur’ân şöyle buyurur:

“Kendisine zulmederek bağına girdi ve ‘Bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum’ dedi.”

Kehf Sûresi, 18/35 — anlam merkezli meal

Bu ifade, adamın servetine duyduğu aşırı güveni göstermektedir.

Bahçesinin verimliliği, ona sanki her şeyin kalıcı olduğu düşüncesini vermişti.

Oysa dünya hayatında hiçbir maddi varlık mutlak anlamda kalıcı değildir.

Topraklar verimini kaybedebilir.

Ağaçlar kuruyabilir.

Ticaret zarar edebilir.

İnsan sahip olduğu imkânları kaybedebilir.

Zengin adam ise bu ihtimalleri düşünmek istemiyordu.

“Kendisine zulmederek” ifadesi

Kur’ân, onun bahçesine girişini anlatırken “kendisine zulmederek” ifadesini kullanır.

Bu ifade, adamın yanlış düşüncelerinin öncelikle kendi manevi hayatına zarar verdiğini göstermektedir.

Çünkü Allah’ın nimetlerini kendisine ait mutlak bir güç gibi görmek, insanı şükürden uzaklaştırabilir.

Dünya hayatının geçiciliğini unutmak da ahiret sorumluluğunu zayıflatabilir.

İnsan bazen sahip olduğu şeyleri kaybetmeden önce, onların gerçek sahibini unutmakla manevi kayba uğrar.

5. Ahireti Küçümsemesi

Zengin adamın sözleri burada sona ermedi.

Şöyle devam etti:

“Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile orada bundan daha iyi bir sonuç bulacağımı düşünüyorum.”

Kehf Sûresi, 18/36 — anlam merkezli meal

Bu sözler, adamın ahiret konusundaki büyük yanılgısını ortaya koymaktadır.

Önce kıyametin gerçekleşeceğinden kuşku duyduğunu ifade etti.

Ardından Allah’a döndürülecek olsa bile daha iyi imkânlara kavuşacağını ileri sürdü.

Böylece dünya hayatındaki zenginliğini, ahirette de üstün olacağına dair bir gerekçe gibi değerlendirdi.

Oysa Kur’ân’a göre dünya hayatındaki servet, kişinin ahirette mutlaka kurtuluşa ereceğinin delili değildir.

Allah’ın insana mal vermesi, onun bütün davranışlarını onayladığı anlamına gelmez.

Dünya başarısı, ahiret kurtuluşunun garantisi değildir

İnsan dünyada başarılı olabilir.

Çok sayıda insana hükmedebilir.

Büyük bir servete sahip olabilir.

Ancak bütün bunlar, onun Allah’a karşı sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.

Ahiret inancı, insanın dünya hayatındaki davranışlarının hesabını vereceğini hatırlatır.

Dünyada kazanmak, ahirette de kazanmış olmak anlamına gelmez.

6. Mümin Arkadaşın Nasihati

Zengin adamın karşısındaki kişi, onun sözlerine sessiz kalmadı.

Ona şöyle dedi:

“Seni topraktan, sonra bir damla sudan yaratan, ardından seni insan olarak şekillendiren Allah’ı mı inkâr ediyorsun?”

Kehf Sûresi, 18/37 — anlam merkezli meal

Bu soru, zengin adamın unuttuğu temel gerçeği hatırlatmaktadır.

İnsan, sahip olduğu servetten önce yaratılmış bir varlıktır.

Kendi varlığını kendisi meydana getirmemiştir.

Dünyaya gelirken malı, makamı veya toplumsal gücü yoktu.

Bütün imkânlara daha sonra kavuşmuştur.

Mümin arkadaş, zengin adamın dikkatini servetinden kendi yaratılışına çevirmektedir.

Çünkü insan yaratılışını düşündüğünde, sahip olduğu imkânların mutlak sahibi olmadığını daha iyi kavrayabilir.

Tevhid inancını açıklaması

Mümin adam şöyle devam etti:

لَٰكِنَّا هُوَ اللَّهُ رَبِّي وَلَا أُشْرِكُ بِرَبِّي أَحَدًا

“Fakat benim Rabbim Allah’tır. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam.”

Kehf Sûresi, 18/38 — anlam merkezli meal

Bu ifade, iki adam arasındaki temel inanç farkını ortaya koymaktadır.

Zengin adam servetini mutlak güven kaynağı hâline getirmişti.

Mümin adam ise Allah’a bağlılığını açıkça ifade ediyordu.

Burada tevhid, yalnızca teorik bir inanç olarak değil, insanın hayatını yönlendiren temel bir ilke olarak karşımıza çıkmaktadır.

7. “Mâşallah, Lâ Kuvvete İllâ Billâh”

Mümin arkadaş, zengin adama bahçesine girerken ne söylemesi gerektiğini de hatırlattı:

مَا شَاءَ اللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ

“Allah’ın dilediği olur. Güç ve kuvvet ancak Allah’ın yardımıyladır.”

Kehf Sûresi, 18/39 — anlam merkezli meal

Bu ifade, kıssanın en çok bilinen bölümlerindendir.

Mümin adam, zengin arkadaşına sahip olduğu nimetlerin Allah’ın dilemesi ve yardımıyla mümkün olduğunu hatırlatmaktadır.

Mâşallah ne anlama gelir?

“Mâşallah”, Allah’ın dilediğinin gerçekleştiğini ifade eder.

İnsan güzel bir nimet gördüğünde bu sözü söyleyerek nimetin Allah’ın dilemesinden bağımsız olmadığını hatırlayabilir.

Lâ kuvvete illâ billâh ne anlama gelir?

Bu ifade, güç ve kuvvetin Allah’tan bağımsız olmadığını vurgular.

İnsan çalışır, gayret eder ve çeşitli imkânlar elde eder.

Fakat bütün bunların gerçekleşmesi, Allah’ın yaratması ve dilemesi dışında düşünülemez.

Bu sözlerin hayatımızdaki yeri

Bir insan yeni bir ev aldığında, işinde başarı kazandığında veya güzel bir nimete kavuştuğunda Allah’a şükretmelidir.

Ancak yalnızca bu sözleri söylemek yeterli değildir.

Şükür, nimetleri doğru kullanmayı da gerektirir.

Malın hakkını vermek, ihtiyaç sahiplerini gözetmek ve kibirden uzak durmak şükrün davranışlara yansıyan yönlerindendir.

Mâşallah demek, nimetin sahibini hatırlamaktır; şükretmek ise bu hatırlayışı davranışlara taşımaktır.

8. Mümin Adamın Uyarısı: Servet Kalıcı Değildir

Mümin adam, zengin arkadaşına şöyle dedi:

“Eğer beni mal ve evlat bakımından kendinden daha aşağı görüyorsan, umulur ki Rabbim bana senin bağından daha hayırlısını verir; seninkinin üzerine de gökten bir afet gönderir de orası dümdüz, kaygan bir toprak hâline gelir.”

Kehf Sûresi, 18/39–40 — anlam merkezli meal

Ardından bahçenin suyunun yerin derinliklerine çekilebileceğini ve sahibinin onu yeniden bulamayabileceğini hatırlattı.

Kehf Sûresi, 18/41

Bu sözler, zengin adamın güven duyduğu imkânların ne kadar kırılgan olabileceğini göstermektedir.

Bahçelerin verimli olması suya, toprağa ve uygun şartlara bağlıydı.

Bunlardan biri ortadan kalktığında bütün üretim düzeni zarar görebilirdi.

Mümin adamın uyarısı, malın mutlaka kaybedileceği şeklinde genel bir hüküm değildir.

Ancak hiçbir maddi imkânın mutlak güvence olmadığını hatırlatmaktadır.

İnsan sahip olduğu nimetleri korumak için çalışmalı; fakat onların sonsuza kadar elinde kalacağını düşünmemelidir.

9. Bahçelerin Yok Oluşu

Η κλιματική ακτινογραφία της Ελλάδας για το 2025: Η αυξημένη ξηρασία, τα λιγότερα χιόνια και το παράδοξο με τον ρυθμό της αύξησης της θερμοκρασίας

protothema.gr

Kur’ân, mümin adamın uyarısından sonra zengin kişinin bahçelerinde büyük bir yıkım meydana geldiğini bildirir:

“Derken ürünleri felakete uğratıldı. Çardakları üzerine çökmüş olan bağına yaptığı harcamalara üzülerek ellerini ovuşturmaya başladı.”

Kehf Sûresi, 18/42 — anlam merkezli meal

Bir zamanlar bol ürün veren bahçeler artık harap olmuştu.

Zengin adam, yıllarca emek verdiği ve kendisine büyük güven duyduğu servetinin yok olduğunu gördü.

Bu manzara karşısında derin bir pişmanlık yaşadı.

Kur’ân, onun şöyle dediğini bildirir:

يَا لَيْتَنِي لَمْ أُشْرِكْ بِرَبِّي أَحَدًا

“Keşke Rabbime hiç kimseyi ortak koşmasaydım!”

Kehf Sûresi, 18/42

Bu söz, zengin adamın kendi yanılgısını fark ettiğini göstermektedir.

Artık servetinin kendisini koruyamadığını görmüştü.

Ancak kıssada onun sonraki hayatı, pişmanlığının kalıcı olup olmadığı veya tövbesinin sonucu açıklanmaz.

Bu nedenle kesin olarak bağışlandığını ya da bağışlanmadığını söylemek mümkün değildir.

Yıkımın gerçek sebebi

Kur’ân, bahçelerin bir felakete uğratıldığını bildirir.

Fakat bu felaketin tam olarak nasıl gerçekleştiğini açıklamaz.

Bazı tefsirlerde yıldırım, şiddetli yağış veya başka afetlerle ilgili yorumlar bulunmaktadır.

Bunlar kesin tarihî ayrıntılar olarak sunulmamalıdır.

Kıssada asıl önemli olan, adamın mutlak güven duyduğu servetin bir anda yok olabilmesidir.

10. Serveti Onu Kurtaramadı

Kur’ân şöyle buyurur:

“Allah’tan başka kendisine yardım edecek bir topluluğu da yoktu; kendi kendisini de kurtaramadı.”

Kehf Sûresi, 18/43 — anlam merkezli meal

Zengin adam, daha önce malının çokluğuyla ve çevresindeki insanların gücüyle övünmüştü.

Fakat felaket geldiğinde bu imkânlar ona yeterli olmadı.

Bu durum, insanın maddi gücünün sınırlı olduğunu göstermektedir.

Mal, hayatın birçok ihtiyacını karşılayabilir.

İnsan, servetiyle ev, iş yeri veya çeşitli hizmetler edinebilir.

Ancak malın her sorunu çözebileceğini düşünmek büyük bir yanılgıdır.

Sağlık, huzur, güven ve insan ilişkileri yalnızca servetle garanti altına alınamaz.

Dahası insan, ölüm ve ahiret karşısındaki sorumluluğunu malıyla ortadan kaldıramaz.

Servet birçok ihtiyacı karşılayabilir; fakat insanın bütün ihtiyaçlarını ve sorumluluklarını ortadan kaldıramaz.

11. Gerçek Yardım ve Hüküm Allah’a Aittir

Kıssanın sonunda Allah şöyle buyurur:

هُنَالِكَ الْوَلَايَةُ لِلَّهِ الْحَقِّ

“İşte böyle durumlarda gerçek dostluk ve yardım Allah’a aittir.”

Kehf Sûresi, 18/44 — anlam merkezli meal

Âyetin devamında Allah’ın vereceği karşılığın ve sonucun daha hayırlı olduğu bildirilir.

Bu ifade, kıssanın temel mesajını tamamlamaktadır.

İnsan dünyada çeşitli imkânlara sahip olabilir.

Fakat bütün varlıklar Allah’ın yaratması ve hükmü altındadır.

Bu nedenle mümin, sebeplere başvururken Allah’a olan bağlılığını unutmamalıdır.

Tevekkül, çalışmayı ve tedbir almayı terk etmek değildir.

İnsan elinden geleni yapar, fakat sonuç üzerinde mutlak hâkimiyet sahibi olmadığını bilir.

Gerçek güven, sebepleri terk etmekte değil; sebeplere başvururken Allah’a bağlılığı korumaktadır.

12. İki Adamın Dünya Görüşlerinin Karşılaştırılması

KonuZengin adamın tutumuMümin arkadaşın tutumu
ServetÜstünlük sebebi saydıAllah’ın verebileceği bir nimet olarak değerlendirdi
Allah’a bağlılıkNimet karşısında kendisine aşırı güvendiAllah’ın birliğini açıkça ifade etti
AhiretKıyametin gerçekleşeceğinden kuşku duyduAllah’a dönüşü ve hesap bilincini hatırlattı
İnsan ilişkileriArkadaşını mal bakımından küçümsediOnu nasihatle uyardı
GelecekBahçesinin yok olmayacağını düşündüNimetlerin kaybedilebileceğini hatırlattı
ŞükürNimetin gerçek sahibini göz ardı etti“Mâşallah, lâ kuvvete illâ billâh” dedi
SonuçServetinin yok oluşuyla pişman olduİnancını ve uyarısını sürdürdü

Bu karşılaştırma, kıssanın zenginlikle yoksulluk arasında mutlak bir üstünlük ilişkisi kurmadığını göstermektedir.

Kur’ân’ın eleştirdiği şey, zenginlik değil; zenginliğin kibir ve inkâra gerekçe yapılmasıdır.

13. Kıssanın Günümüze Verdiği Dersler

Servet bir amaç değil, sorumluluk gerektiren bir imkândır

İnsan çalışabilir, ticaret yapabilir, yatırımda bulunabilir ve maddi imkânlarını geliştirebilir.

İslâm, meşru yollardan kazanmayı başlı başına kötü görmez.

Ancak servet sahibi olmak, başkalarını küçümsemeyi veya Allah’a karşı sorumlulukları unutmayı haklı çıkarmaz.

Şükür, nimeti doğru kullanmaktır

Şükreden insan, sahip olduğu imkânları yalnızca kendisi için değil, başkalarının yararını da gözeterek kullanmaya çalışır.

Zekât, sadaka, dürüst ticaret ve kul hakkına dikkat etmek bunun örneklerindendir.

Ahiret bilinci insanın tercihlerini etkiler

Ölümden sonra hesaba çekileceğine inanan insan, kazancının nasıl elde edildiğini ve nerede kullanıldığını önemsemelidir.

Çünkü dünya hayatındaki maddi başarı, ahiret sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Tevazu, insanın değerini artırır

İnsan sahip olduğu nimetlerle övünmek yerine şükretmeli ve başkalarına karşı saygılı davranmalıdır.

Maddi imkânların farklı olması, insanların onur ve değer bakımından aşağılanmasını haklı çıkarmaz.

Dünya hayatı geçicidir

Bahçelerin yok olması, dünya nimetlerinin kalıcı olmadığını hatırlatmaktadır.

İnsan elindekileri korumak için çalışmalı, fakat bütün mutluluğunu ve güvenini yalnızca bunlara bağlamamalıdır.

14. İki Bahçe Sahibi Kıssasıyla İlgili Hadisler — Hadis Numaralarıyla

Kehf Sûresi 32–44. âyetlerinde anlatılan iki bahçe sahibinin isimlerini, bahçelerin yerini veya olayın tarihini açıklayan, sıhhati ve numarası doğrulanmış doğrudan bir Kütüb-i Sitte rivayetini burada gösteremiyorum.

Bununla birlikte kıssanın temel konuları olan zenginlik, kanaat, kibir ve dünya hayatının geçiciliği hakkında sahih hadisler bulunmaktadır.

Hadis 1 — Gerçek zenginlik gönül zenginliğidir

Râvi: Ebû Hüreyre (r.a.)

Arapça metin:

لَيْسَ الْغِنَى عَنْ كَثْرَةِ الْعَرَضِ وَلَكِنَّ الْغِنَى غِنَى النَّفْسِ

Türkçe meali:

“Zenginlik, malın çokluğuyla değildir. Asıl zenginlik, gönül zenginliğidir.”

Kaynaklar:

  • Sahîh-i Buhârî, Rikāk, Hadis No: 6446
  • Sahîh-i Müslim, Zekât, Hadis No: 1051

Buhârî 6446 — Hadisin metniMüslim 1051 — Hadisin metni

Kıssayla ilişkisi: Zengin adamın çok mala sahip olmasına rağmen manevi bakımdan büyük bir yanılgıya düşmesiyle ilişkilidir. Hadis, gerçek zenginliğin yalnızca mal miktarıyla ölçülemeyeceğini öğretir.

Hadis 2 — Dünyada bir yolcu gibi olmak

Râvi: Abdullah b. Ömer (r.a.)

Arapça metin:

كُنْ فِي الدُّنْيَا كَأَنَّكَ غَرِيبٌ أَوْ عَابِرُ سَبِيلٍ

Türkçe meali:

“Dünyada bir garip veya bir yolcu gibi ol.”

Kaynak:

– Sahîh-i Buhârî, Rikāk, Hadis No: 6416Buhârî 6416 — Hadisin metni

Kıssayla ilişkisi: Bahçesinin hiç yok olmayacağını düşünen adamın aksine, dünya hayatının geçici olduğunu hatırlatır.

Hadis 3 — Kibir, hakkı reddetmek ve insanları küçümsemektir

Râvi: Abdullah b. Mes‘ûd (r.a.)

Arapça metin:

الْكِبْرُ بَطَرُ الْحَقِّ وَغَمْطُ النَّاسِ

Türkçe meali:

“Kibir, hakkı kabul etmemek ve insanları küçümsemektir.”

Kaynak:

– Sahîh-i Müslim, Îmân, Hadis No: 91aMüslim 91a — Hadisin metni

Kıssayla ilişkisi: Zengin adamın arkadaşına karşı serveti ve çevresindeki insan gücüyle övünmesi, hadiste açıklanan kibir anlayışıyla ilişkilidir.

Hadis kaynaklarının özeti

Hadis konusuKaynakHadis no.İlgili âyet
Gerçek zenginlikBuhârî, Rikāk6446Kehf 34–36
Gönül zenginliğiMüslim, Zekât1051Kehf 34–36
Dünyanın geçiciliğiBuhârî, Rikāk6416Kehf 35–42
Kibirden kaçınmakMüslim, Îmân91aKehf 34, 37

Bu hadisler kıssanın doğrudan rivayetleri değil, içerdiği ahlaki ilkeleri destekleyen hadislerdir. Hadis numaraları yaygın uluslararası numaralandırmaya göredir.

15. Sonuç: Bahçeler Yok Oldu, Hakikat Değişmedi

İki bahçe sahibi kıssası, insanın sahip olduğu nimetler karşısındaki tutumunu sorgulayan önemli bir Kur’ân anlatısıdır.

Zengin adamın verimli bahçeleri vardı.

Maddi imkânları genişti.

Çevresindeki insanların gücüyle de övünüyordu.

Fakat zamanla bu nimetleri kendi üstünlüğünün göstergesi saymaya başladı.

Bahçelerinin yok olmayacağını düşündü.

Ahiretin gerçekleşeceğinden kuşku duydu.

Üstelik Allah’a döndürülecek olsa bile daha iyi imkânlara kavuşacağını ileri sürdü.

Mümin arkadaşı ise onu uyardı.

Allah’ın yaratma kudretini hatırlattı.

Nimetlerin gerçek sahibinin Allah olduğunu söyledi.

Servetin kaybedilebileceğini ve insanın Allah’a karşı sorumluluğunu unutmaması gerektiğini anlattı.

Fakat zengin adam nasihate kulak vermedi.

Sonunda bahçeleri felakete uğradı.

O da büyük bir pişmanlık yaşadı.

Bu kıssa, insana servetin tek başına güven ve mutluluk kaynağı olmadığını öğretmektedir.

Mal, insanın hayatını kolaylaştırabilir.

İyilik yapmasına, ailesinin ihtiyaçlarını karşılamasına ve başkalarına yardım etmesine vesile olabilir.

Fakat insan, sahip olduğu nimetleri Allah’ın verdiğini unutursa büyük bir yanılgıya düşebilir.

Müminin görevi, dünyayı bütünüyle terk etmek değil; dünya nimetlerini ahiret sorumluluğunu unutmadan değerlendirmektir.

Kendine sor

  • Sahip olduğum nimetleri Allah’ın bir lütfu olarak görüyor muyum?
  • Maddi imkânlarım sebebiyle başkalarını küçümsediğim oluyor mu?
  • Servetimi yalnızca kendim için mi, yoksa başkalarının yararı için de kullanıyor muyum?
  • Dünya hayatının geçici olduğunu kararlarımda ne kadar hatırlıyorum?
  • Başarılarım karşısında şükrediyor muyum?
  • Maddi kayıplar karşısında bütün güvenimi ve umudumu yitiriyor muyum?

Hayata taşı

Bugün sahip olduğunuz üç nimeti düşünün.

Bunlar sağlık, aile, iş, bilgi veya maddi imkânlar olabilir.

Her biri için Allah’a şükredin.

Ardından bu nimetlerden birini başkalarının yararına kullanabileceğiniz somut bir davranış belirleyin.

Bir ihtiyaç sahibine yardım etmek, işinizde adaleti gözetmek veya bir yakınınıza destek olmak bunun örneklerindendir.

Kehf Sûresi’nin 39. âyetindeki şu ifadeyi de hatırlayın:

مَا شَاءَ اللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ

“Allah’ın dilediği olur. Güç ve kuvvet ancak Allah’ın yardımıyladır.”

Altı çizilecek cümleler

Servet insanın elinde bir nimet, kalbinde ise büyük bir imtihan olabilir.

Zenginliğin tehlikesi malın çokluğunda değil, insanın o malı mutlak güven kaynağı saymasındadır.

Şükür, nimetin sahibini bilmek ve nimeti doğru kullanmaktır.

İnsan bahçesini koruyabilir; fakat onu sonsuza kadar elinde tutacağını garanti edemez.

Dünya nimetleri geçicidir; insanın Allah’a karşı sorumluluğu ise sahip olduğu servetle ortadan kalkmaz.

Bahçeler yok olabilir, makamlar kaybedilebilir; fakat insanın doğruya ve güzel ahlaka bağlılığı bunlara bağımlı olmamalıdır.

16. Kur’ân, Hadis ve Tefsir Kaynakçası

KaynakÂyet / Hadis no.Konu
Kur’ân-ı KerîmKehf 18/32–44İki bahçe sahibi kıssası
Kur’ân-ı KerîmKehf 18/45–46Dünya hayatının geçiciliği, mal ve evlat
Kur’ân-ı KerîmHadîd 57/20Dünya hayatının aldatıcı yönleri
Kur’ân-ı KerîmFecr 89/15–16Servet ve darlığın imtihan oluşu
Sahîh-i BuhârîHadis No: 6446Gerçek zenginlik
Sahîh-i MüslimHadis No: 1051Gönül zenginliği
Sahîh-i BuhârîHadis No: 6416Dünya hayatında yolcu gibi olmak
Sahîh-i MüslimHadis No: 91aKibrin tanımı
Taberî, Câmiu’l-beyânKehf 32–44 tefsiriKıssanın açıklamaları
İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’âni’l-azîmKehf 32–44 tefsiriİki adamın misali
Kurtubî, el-Câmi‘ li-ahkâmi’l-Kur’ânKehf 32–44 tefsiriServet, kibir ve şükür
Diyanet, Kur’an Yolu Türkçe Meal ve TefsirKehf 32–44Âyetlerin anlamı ve tefsiri

Kur’ân metni ve tefsir: Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’ân-ı Kerîm Portalı.

Kıssanın ana mesajı: İki bahçe sahibi kıssası, maddi zenginliğin insan için bir nimet olduğu kadar imtihan da olabileceğini; servetle kibirlenmek yerine Allah’a şükretmek, ahireti unutmamak ve insanlara karşı tevazulu davranmak gerektiğini öğretmektedir.

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir