Kur’an-ı Kerim’in 12. suresi olan Yûsuf Suresi, baştan sona Hz. Yûsuf’un (a.s.) hayatını, karşılaştığı imtihanları ve sabrının neticesinde ulaştığı zaferi anlatır. Yüce Allah bu sureyi ve kıssayı şöyle nitelendirir:
“Biz bu Kur’an’ı sana vahyetmekle en güzel kıssayı (Ahsenü’l-Kasas) anlatıyoruz…” (Yûsuf Suresi, 3)
Hz. Yûsuf, Hz. Ya’kūb’un (a.s.) oğludur ve nesebi Hz. İbrahim’e (a.s.) dayanır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şeriflerinde Hz. Yûsuf için şöyle buyurmuştur:
“Kerîm oğlu Kerîm oğlu Kerîm oğlu Kerîm: İbrahim oğlu İshak oğlu Ya’kūb oğlu Yûsuf’tur.” (Buhârî, Enbiyâ 8, 14, 19)
1. Müjdeli Rüyası ve Kardeşlerinin Kıskançlığı
Hz. Yûsuf çocuk yaşta bir rüya gördü ve bunu babası Hz. Ya’kūb’a anlattı:
“Hani Yûsuf babasına demişti ki: ‘Babacığım! Ben rüyamda on bir yıldızın, güneşin ve ayın bana secde ettiklerini gördüm.’ Babası dedi ki: ‘Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar…'” (Yûsuf Suresi, 4-5)
Babası Hz. Ya’kūb, bu rüyanın Yûsuf’a peygamberlik ve büyük bir makam verileceğine işaret ettiğini anladı. Ancak üvey kardeşleri, babalarının Yûsuf ve öz kardeşi Bünyâmîn’e olan sevgisini kıskanıyorlardı. Kardeşleri aralarında toplanıp şöyle dediler:
“Yûsuf’u öldürün yahut onu bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın…” (Yûsuf Suresi, 9)
Aralarından biri (Yehûda veya Rûbîl) öldürmek yerine onu bir kuyuya atmayı teklif etti.
2. Kuyu Tuzağı ve Mısır’a Köle Olarak Satılışı
Kardeşleri, babalarını zorla ikna ederek Yûsuf’u gezme bahanesiyle kıra götürdüler. Onu ıssız bir kuyuya attılar ve gömleğine bir hayvan kanı sürerek akşam ağlayarak babalarına döndüler:
“Ey babamız! Biz yarışmak üzere uzaklaştık, Yûsuf’u eşyamızın yanında bırakmıştık; onu bir kurt yemiş!…’ Gömleğinin üzerinde sahte bir kan getirdiler. Ya’kūb dedi ki: ‘Hayır, nefisleriniz sizi bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen güzel bir sabırdır (Sabrun Cemîl)…'” (Yûsuf Suresi, 17-18)
Kuyuda yalnız kalan Yûsuf’a Allah-u Teâlâ “Andolsun ki sen onların bu işlerini kendileri farkında değilken haber vereceksin” diye vahyetti. O sırada kuyunun yanından geçen bir ticaret kervanı su çekmek için kovayı salladı ve Yûsuf’u buldu. Onu Mısır’a götürüp değersiz bir fiyat karşılığında Mısır Azizi’ne (Vezirine) sattılar.
“Mısır’da onu satın alan adam karısına dedi ki: ‘Ona iyi bak, bakarsın bize faydası dokunur yahut onu evlat ediniriz…'” (Yûsuf Suresi, 21)
3. İffet İmtihanı ve Zindan Yılları
Hz. Yûsuf olgunluk çağına erdiğinde, Allah-u Teâlâ kendisine eşsiz bir güzellik vermişti. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) Mi’rac hadisinde şöyle buyurmuştur:
“Yûsuf’a ulaştım. Bir de baktım ki ona güzelliğin yarısı verilmiş.” (Müslim, Îmân 259)
Mısır Azizi’nin karısı (Züleyha), Yûsuf’un güzelliğine kapıldı ve kapıları kapatarak onu günaha davet etti. Fakat Hz. Yûsuf büyük bir iffet ve teslimiyet gösterdi:
“Kadın ona dedi ki: ‘Gelsene bana!’ Yûsuf: ‘Allah’a sığınırım! Şüphesiz senin kocan benim efendimdir, bana iyi baktı. Zalimler asla kurtuluşa ermez’ dedi.” (Yûsuf Suresi, 23)
Hz. Yûsuf kaçarken kadın arkasından gömleğini yırttı. Kapıda Aziz ile karşılaştılar. Şahitlerin ve gömleğin arkadan yırtılmış olmasının incelenmesiyle Yûsuf’un suçsuz olduğu anlaşıldı. Ancak dedikoduların önünü kesmek ve kadının gururunu kurtarmak için Hz. Yûsuf’u haksız yere zindana attılar.
Hz. Yûsuf, günaha düşmektense zindanı tercih etti:
“Yûsuf dedi ki: ‘Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir…'” (Yûsuf Suresi, 33)
Zindanda kaldığı yıllarda da tebliğ vazifesine devam etti; hükümdarın şerbetçisine ve ekmekçisine rüyalarını yorumladı. Şerbetçinin zindandan çıkıp efendisine hizmet edeceğini, ekmekçinin ise asılacağını söyledi ve rüyaları aynen gerçekleşti.
4. Hükümdarın Rüyası ve Mısır’a Aziz Oluşu
Aradan yıllar geçti. Mısır Hükümdarı (Firavun/Kral) bir rüya gördü:
“Kral dedi ki: ‘Ben rüyamda yedi semiz ineği, onları yiyen yedi zayıf ineği ve yedi yeşil başakla yedi kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Rüyayı yorumlayın.'” (Yûsuf Suresi, 43)
Kimse rüyayı tabir edemedi. Zindandan kurtulan şerbetçi Hz. Yûsuf’u hatırladı. Hz. Yûsuf zindandayken rüyayı şöyle açıkladı:
- 7 yıl bolluk olacağını, ekinlerin başakta bırakılarak saklanması gerektiğini,
- Ardından 7 yıl kıtlık geleceğini,
- Sonrasında ise insanların bolluğa kavuşacağını bildirdi.
Kral, Hz. Yûsuf’un ilmine ve dürüstlüğüne hayran kaldı. Kadınlar da toplanıp Yûsuf’un tamamen suçsuz olduğunu itiraf ettiler. Kral, Yûsuf’u zindandan çıkarıp yanına aldı:
“Kral: ‘Onu bana getirin, onu kendime özel danışman yapayım’ dedi. Onunla konuşunca: ‘Sen bugün yanımızda yüksek makam sahibi, güvenilir birisin’ dedi. Yûsuf: ‘Beni ülkenin hazinelerine tayin et; çünkü ben çok iyi korur, çok iyi bilirim’ dedi.” (Yûsuf Suresi, 54-55)
Böylece Hz. Yûsuf, Mısır’ın Maliye Bakanı / Hazinedarı (Aziz) oldu.
5. Kardeşleriyle Karşılaşması ve Büyük Kavuşma
Kıtlık yılları başlayınca Kenan diyarından (Filistin) Hz. Yûsuf’un kardeşleri de erzak almak için Mısır’a geldiler. Hz. Yûsuf kardeşlerini tanıdı fakat onlar Yûsuf’u tanıyamadılar. Yûsuf (a.s.) erzak verdi ama bir sonraki gelişlerinde öz kardeşi Bünyâmîn’i de getirmelerini şart koştu.
İkinci gelişlerinde plan gereği Bünyâmîn’i yanında tuttu. Kardeşleri çaresizce tekrar geldiklerinde Hz. Yûsuf kimliğini açıkladı:
“Yûsuf dedi ki: ‘Siz, cahilliğinizde Yûsuf’a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?’ Dediler ki: ‘Yoksa sen, gerçekten Yûsuf musun?’ O da: ‘Ben Yûsuf’um, bu da kardeşimdir. Allah bize lütfetti. Kim Allah’tan korkar ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez’ dedi.” (Yûsuf Suresi, 89-90)
Kardeşleri hatalarını kabul edip utandılar. Hz. Yûsuf, büyük bir affedicilik göstererek:
“Dedi ki: ‘Bugün size kınama yoktur. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir'” (Yûsuf Suresi, 92) buyurdu.
Hz. Yûsuf gömleğini babasına gönderdi. Ağlamaktan gözleri ama olan Hz. Ya’kūb, gömleği yüzüne sürünce gözleri yeniden açıldı. Bütün aile Mısır’a taşındı.
6. Rüyadan Gerçeğe: Kıssanın Sonu
Hz. Ya’kūb, eşi ve 11 oğlu Mısır’a geldiklerinde Hz. Yûsuf onları tahtına oturttu. Hepsi Hz. Yûsuf’un önünde hürmetle eğildiler (o zamanki şeriatta saygı secdesi caizdi).
“Yûsuf dedi ki: ‘Babacığım! İşte bu, daha önceki rüyamın gerçekleşmesidir. Rabbim onu gerçek kıldı. O bana çok iyilik etti; beni zindandan çıkardı, şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra sizi çölden getirdi…'” (Yûsuf Suresi, 100)
Hz. Yûsuf bu büyük nimetlerin ve makamın zirvesindeyken dahi dünyalığa kapılmayarak şu muazzam duayı etti:
“Rabbim! Bana mülkten bir nasip verdin ve bana rüyaların tabirini öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada da ahirette de benim velim sensin. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni salihler arasına kat!“ (Yûsuf Suresi, 101)
Hz. Yûsuf Kıssasından Çıkarılacak Hikmetler
- Sabır ve Tevekkül: Kuyudan zindana, zindandan Mısır azizliğine uzanan süreçte sabredenlerin mutlaka zafere ulaşacağı kanıtlanmıştır.
- İffet ve Muhafaza: Harama karşı “Allah’a sığınırım” diyebilmenin mükafatı dünyada izzet, ahirette cennettir.
- Affedicilik ve Hoşgörü: Kendisine kuyu tuzakları kuran kardeşlerini gücü elindeyken affetmiş, intikam peşinde koşmamıştır.
- Kıskançlığın Tehlikesi: Kardeş kıskançlığının bir aileyi nasıl parçalayabileceği ve hasedin zararları açıkça gösterilmiştir.
