Hz. Zekeriyya (a.s.) ve oğlu Hz. Yahya (a.s.), İsrailoğulları silsilesinin son peygamberleri arasında yer alan, hayatları Kudüs (Beytü’l-Makdis), mabed ibadeti, adanmışlık, tecrit, iffet ve en nihayetinde şehadet ile mühürlenmiş iki ulu peygamberdir. Hz. Zekeriyya, Hz. Meryem’in hem hamisi hem de teyzesinin kocasıdır; Hz. Yahya ise Hz. Îsâ’nın kuzeni ve onun peygamberliğini müjdeleyen öncüsüdür.
1. Mabede Adanmış Bir Hayat ve Hz. Meryem’in Hamiliği
Hz. Zekeriyya (a.s.), Süleyman Mescidi’nde (Mescid-i Aksâ / Beytü’l-Makdis) din adamlarının reisi, marangozluk yaparak helal rızkını kazanan alçakgönüllü bir peygamberdi. İmran’ın hanımı, kucağındaki kızı Meryem’i samimiyetle mabede adadığında, Meryem’in bakımını ve eğitimini kimin üstleneceğine dair kura çekildi. Kura, ilahi bir takdirle Hz. Zekeriyya’ya çıktı.
Hz. Zekeriyya, Meryem için mabedde özel bir oda (Mihrap) yaptırdı. Ne zaman onun odasına girse, mevsimi olmayan taze meyveler ve yiyecekler görürdü:
“Rabbi Meryem’i güzel bir kabulle kabul etti, onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyya’nın himayesine verdi. Zekeriyya ne zaman onun bulunduğu mihraba girse, yanında bir rızık bulurdu. ‘Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?’ derdi. Meryem de: ‘Bu Allah katındandır. Şüphesiz Allah dilediğine hesapsız rızık verir’ derdi.” (Âl-i İmrân Suresi, 37)
2. Mihraptaki Fısıltı: Yaşlılık Çağında İstenen “Mübarek Nesil”
Hz. Meryem’in odasında mevsimsiz meyveleri (kışın yaz, yazın kış meyvelerini) gören Hz. Zekeriyya’nın kalbinde büyük bir ümit ışığı yandı. Mebdei de sonu da yaratan Allah, mevsimsiz meyve verebildiği gibi, kendisi çok yaşlanmış, kemikleri gevşemiş, hanımı da kısır olduğu halde ona bir evlat bahşetmeye de kadirdi.
Hz. Zekeriyya, davasını, mabed hizmetini ve tevhid sancağını devredecek bir varis/veli arzusuyla gizlice Rabbine yöneldi:
“İşte orada Zekeriyya Rabbine dua etti: ‘Rabbim! Bana katından temiz/mübarek bir soy ihsan eyle. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin’ dedi.” (Âl-i İmrân Suresi, 38)
Kur’an-ı Kerim, Hz. Zekeriyya’nın o samimi ve içli duasını Meryem Suresi’nde muazzam bir edebi dille aktarır:
“Hani o Rabbine gizlice fısıldayarak şöyle niyaz etmişti: ‘Rabbim! Doğrusu benim kemiklerim gevşedi, başım yaşlılık aleviyle tutuştu (saçlarım ağardı). Rabbim! Ben sana dua etmekle hiçbir zaman mahrum olmadım. Gerçekten ben, arkamdan gelecek akrabalarımdan endişeliyim; karım da kısırdır. Katından bana bir veli/varis bahşet! Ki o bana varis olsun, Ya’kûb hanedanına da varis olsun. Rabbim! Onu rızana ulaşmış bir kul eyle!'” (Meryem Suresi, 3-6)
3. Müjde ve Hz. Yahya’nın Doğumu
Hz. Zekeriyya henüz mihrapta namaz kılarken melekler ona müjdeyi getirdiler. Üstelik çocuğun ismini de bizzat Yüce Allah koymuştu: YAHYA (Yaşayan, hayat veren).
“O mihrapta durup namaz kılarken melekler ona şöyle seslendi: ‘Allah sana, Allah’tan bir kelimeyi (Hz. Îsâ’yı) doğrulayıcı, efendi (seyyid), iffetli/nefsine hakim (hasûr) ve salihlerden bir peygamber olmak üzere Yahya’yı müjdeliyor!'” (Âl-i İmrân Suresi, 39)
Hz. Zekeriyya hayretle: “Rabbim! Karım kısır, ben de son derece yaşlanmışken nasıl oğlum olabilir?” dedi. Allah-u Teâlâ cevap verdi: “İşte böyledir! Allah dilediğini yapar.” (Âl-i İmrân Suresi, 40). Hz. Zekeriyya bir işaret istedi; ilahi emre göre üç gün boyunca insanlarla işaret dili dışında konuşamadı ve dili sadece Allah’ı tesbih etmekle meşgul oldu.
4. Hz. Yahya (a.s.): Çocuk yaşta Hikmet, İffet ve “Hasûr” Vasıfı
Hz. Yahya dünyaya geldiğinde, babasının dualarında istediği gibi küçük yaşta ilim, hikmet ve derin bir ibadet şuuruyla donatıldı. Arkadaşları onu çocukken oyuna çağırdıklarında: “Ben oyun için yaratılmadım” diyecek kadar derin bir basirete sahipti.
Kur’an-ı Kerim, Hz. Yahya’nın karakter özelliklerini şöyle mühürler:
” Ey Yahya! Kitaba var gücünle sarıl!’ dedik. Ve henüz çocuk iken ona hikmet verdik. Katımızdan bir merhamet ve arınmışlık (zekât) verdik. O, çok takva sahibiydi. Anne babasına karşı çok hayırlıydı; asla zorba ve asi olmadı.” (Meryem Suresi, 12-14)
Ayet-i kerimede geçen “Hasûr” sıfatı; Hz. Yahya’nın nefsinin gayrimeşru arzularından, şehvetten tamamen arınmış, iffet ve ismet abidesi bir hayat sürdüğünü ifade eder.
5. Saray Sapkınlığına Karşı Duruş ve İki Peygamberin Şehadeti
Hz. Yahya, büyüdüğünde Şeria Nehri kıyısında insanları günahlardan tövbe etmeye ve vaftiz olmaya çağırıyordu. Bu sırada bölgenin zalim hükümdarı I. Hirodes (Herod), kendi öz kardeşinin karısı (veya öz yeğeni) olan Herodias ile gayrimeşru bir evlilik yapmak istedi.
Dönemin din adamlarının çoğu sarayın korkusundan bu haram evliliğe göz yumarken, Hz. Yahya ilahi hukuku savunarak sarayın yüzüne haykırdı: “Bu evlilik dinen haramdır ve kesinlikle caiz değildir!”
Bu hakkı haykırış üzerine Hz. Yahya zindana atıldı. Herodias ve kızı Salome’nin kurduğu bir tuzak ve sergiledikleri ahlaksız bir dans gösterisi sonrasında, zalim kral Hz. Yahya’nın başını kestirerek bir tepsi içinde saraya getirtti. Hz. Zekeriyya da oğlunun ardından sarayın ve inkârcıların zulmüne uğrayarak şehit edildi.
Kur’an-ı Kerim, Hz. Yahya’nın bu ulvi ve temiz hayatını şu ilahi selamla taçlandırır:
“Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün ona selam olsun!” (Meryem Suresi, 15)
6. Hz. Zekeriyya ve Hz. Yahya İle İlgili Hadis-i Şerifler
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Hz. Zekeriyya’nın helal rızık çabasını ve mesleğini şöyle övmüştür:
“Zekeriyya (a.s.) marangoz idi (kendi elinin emeğiyle geçinirdi).” (Müslim, Zühd 75; İbn Mâce, Ticârât 5)
Peygamberimiz (s.a.v.) Isrâ ve Mi’rac gecesinde ikinci kat gökte Hz. Yahya ve Hz. Îsâ ile karşılaştığını anlatmış ve şöyle buyurmuştur:
“İkinci kata çıktığımızda teyze oğulları Îsâ b. Meryem ve Yahya b. Zekeriyya ile karşılaştım. Bana ‘Hoş geldin’ dediler ve hayır duada bulundular.” (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr 42; Müslim, Îmân 259)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ayrıca Hz. Yahya’nın İsrailoğulları’na öğrettiği 5 temel emri (Tevhid, Namaz, Oruç, Sadaka ve Zikir) anlatan uzun ve meşhur bir hadis-i şerif nakletmiştir (Tirmizî, Edeb 78).
7. Kıssadan Alınacak İlâhî ve Zihniyet Dersleri
- İslam’da Ümitsizliğe Yer Yoktur: Yaşlılık, hastalık veya tıbbi imkânsızlıklar Allah’ın kudreti karşısında engel değildir. Hz. Zekeriyya’nın duası, sebepler tükenmiş gibi göründüğünde dahi Allah’tan ümit kesilmeyeceğinin abidesidir.
- Mevsimsiz Rızıklar ve Halis Niyet: Hz. Meryem’e gelen mucizevi rızıklar, Hz. Zekeriyya’ya ilham vermiş ve evlat duasını tetiklemiştir. Salih insanlarla bir arada bulunmak manevi pencereleri açar.
- Evlat İsterken Nesil Kaygısı Güütmek: Hz. Zekeriyya sadece bir çocuk değil, “Tevhid davasına varis olacak temiz bir soy” (
Dürriyyeten tayyibeten) istemiştir. Anne-babanın asıl gayesi evladının dünyalığı değil, dinine ve ahlakına varis olmasıdır. - Zulme Karşı Hakkı Haykırmak (Emr-i Bi’l-Ma’rûf): Hz. Yahya’nın sarayın gayrimeşru ilişkisine karşı canı pahasına “Haramdır!” diyebilmesi, hakkı batıl karşısında kurban etmeyen tavizsiz duruşun timsalidir.
- İffet ve Asalet: Hz. Yahya’nın “Hasûr” (iffetli) olarak anılması, ahlaki çürümenin tavan yaptığı toplumlarda iffeti korumanın peygamberane bir vasıf olduğunu ortaya koyar.
