Cennet Sahipleri (Bahçe Sahipleri) Kıssası

Cennet Sahipleri (Bahçe Sahipleri) Kıssası

13/10/2026 — admin

Cimrilik, Nimetin İmtihanı ve Tövbe

Kur’ân-ı Kerîm | Kalem Sûresi, 68/17–33 | Ana temalar: Şükür, infak, yoksul hakkı, cimrilik, kibir, ilâhî imtihan ve tövbe

Giriş: Bereketli Bir Bahçeden Geriye Kalan Küller

Bir bahçe düşünün…

Ağaçları meyveyle dolu, toprağı bereketli, ürünleri olgunlaşmış.

Hasat zamanı yaklaşmıştı.

Bahçenin sahipleri, o yıl elde edecekleri ürünleri hesaplıyorlardı.

Fakat akıllarında yalnızca kazançları vardı.

Yoksulların bu ürünlerden yararlanmasını istemiyorlardı.

Bu nedenle aralarında gizlice anlaştılar.

Sabah erkenden, kimse fark etmeden bahçeye gidecek ve bütün ürünleri toplayacaklardı.

Yoksullar gelmeden hasadı bitirmeyi düşünüyorlardı.

Ancak onların bilmediği bir şey vardı.

Onlar gece boyunca plan yaparken bahçelerinin başına büyük bir felaket gelmişti.

Sabah yola çıktılar.

Birbirlerine sessizce seslenerek bahçeye doğru yürüdüler.

Yoksulların kendilerine yaklaşmasına izin vermemekte kararlıydılar.

Fakat bahçeye vardıklarında gördükleri manzara karşısında şaşkına döndüler.

Bir zamanlar yemyeşil olan bahçe artık harap olmuştu.

Önce yanlış yere geldiklerini düşündüler.

Sonra gerçeği anladılar.

Kendilerine verilen nimeti yalnızca kendilerine ait görmüş, ihtiyaç sahiplerini ondan mahrum bırakmaya karar vermişlerdi.

Şimdi ise o nimetten kendileri de yararlanamıyorlardı.

Kur’ân-ı Kerîm, Kalem Sûresi’nin 17–33. âyetlerinde anlatılan bu kıssayla insanı önemli bir gerçekle yüzleştirir:

Nimetin gerçek sahibi Allah’tır. İnsan, kendisine verilen imkânları başkalarının hakkını gözetmeden kullandığında büyük bir ahlaki yanılgıya düşebilir.

1. Cennet Sahipleri Kimlerdir?

Kalem Sûresi’nde anlatılan bu kişiler, bir bahçeye sahip olan insanlardır.

Kur’ân onları أَصْحَابَ الْجَنَّةِ (ashâbü’l-cenne) ifadesiyle anar.

Buradaki cennet kelimesi, ahiretteki cennet anlamında değil; ağaçlarla çevrili, verimli bahçe anlamında kullanılmıştır.

Bu nedenle kıssa Türkçede genellikle “Bahçe Sahipleri Kıssası” olarak adlandırılır.

Bahçe sahipleri kardeş miydi?

Klasik tefsirlerde bahçenin bir babadan çocuklarına miras kaldığı, dolayısıyla sahiplerinin kardeşler olduğu anlatılır.

Bazı rivayetlerde babalarının cömert bir insan olduğu, hasat zamanında yoksullara pay ayırdığı ve çocuklarının bu uygulamayı sürdürmek istemediği belirtilir.

Ancak Kur’ân, bahçe sahiplerinin kardeş olduklarını açıkça söylemez.

Aynı şekilde babalarının kimliği, bahçenin bulunduğu yer ve olayın gerçekleştiği dönem de âyetlerde belirtilmez.

Bu nedenle şu ayrım yapılmalıdır:

  • Kur’ân’ın kesin olarak bildirdiği: Bahçe sahipleri, sabah erkenden ürünleri toplamaya karar vermiş, yoksulları bahçeye sokmamayı planlamış, bahçeleri bir felakete uğramış ve sonunda yanlışlarını kabul etmişlerdir.
  • Tefsir rivayetlerinde anlatılan: Bahçe sahiplerinin kardeş oldukları, bahçenin babalarından kaldığı ve babalarının yoksullara pay ayırdığı.
  • Kesin olmayan bilgiler: Kişilerin isimleri, sayıları, yaşadıkları şehir ve bahçenin tam konumu.

Kur’ân’ın üzerinde durduğu asıl mesele, bu kişilerin kimlikleri değil; nimet, cimrilik ve tövbe karşısındaki tutumlarıdır.

2. Bahçenin Sahiplerine Verilen İmtihan

Allah şöyle buyurur:

إِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَا أَصْحَابَ الْجَنَّةِ

“Biz onları, bahçe sahiplerini imtihan ettiğimiz gibi imtihan ettik.”

Kalem Sûresi, 68/17 — anlam merkezli meal

Âyet, bahçe sahiplerinin olayını bir imtihan olarak tanıtmaktadır.

Buradaki “onları” ifadesi, sûrenin bağlamında Hz. Peygamber’in muhataplarıyla ilişkilidir.

Bahçe sahiplerinin kıssası ise bu muhataplara ibret olarak sunulmaktadır.

Zenginlik neden bir imtihandır?

İnsan bazen yalnızca yoklukla imtihan edildiğini düşünür.

Oysa Kur’ân, bolluğun da bir imtihan olabileceğini bildirir.

Mal sahibi olan insan, bu malı nasıl elde ettiği ve nasıl kullandığı konusunda sorumludur.

Kendisine verilen nimetler sebebiyle şükredebilir.

İhtiyaç sahiplerine yardım edebilir.

Ya da sahip olduğu imkânları yalnızca kendisine ait görerek cimriliğe yönelebilir.

Bahçe sahiplerinin imtihanı, ikinci tutumla ilgilidir.

Onlar, ellerindeki ürünlerin yoksullarla paylaşılmasını istememişlerdi.

Bolluk, insanın yalnızca ne kadar kazandığını değil; kazandığıyla nasıl davrandığını da ortaya çıkarır.

3. Sabah Erkenden Hasat Yapma Kararı

Bahçe sahipleri, ürünleri sabah erkenden toplamaya karar verdiler.

Kur’ân şöyle buyurur:

إِذْ أَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ

“Hani onlar, sabahleyin mutlaka bahçenin ürünlerini toplayacaklarına yemin etmişlerdi.”

Kalem Sûresi, 68/17 — anlam merkezli meal

Bu karar sıradan bir hasat planından ibaret değildi.

Âyetlerin devamından anlaşıldığı üzere amaçları, yoksulların bahçeden pay almasını engellemekti.

Yani sorun sabah erken kalkmaları veya ürün toplamaları değildi.

Sorun, bunu başkalarını mahrum bırakmak amacıyla yapmalarıydı.

Yanlış niyet, doğru görünen bir davranışı değiştirebilir

Çalışmak, üretmek ve hasat yapmak meşru davranışlardır.

İnsan kendi emeğinin karşılığını elde edebilir.

Ancak bahçe sahipleri, bu meşru faaliyeti cimri bir niyetle birleştirmişlerdi.

Bu durum, insanın yalnızca yaptığı işin dış görünüşünü değil, o işi hangi amaçla yaptığını da değerlendirmesi gerektiğini hatırlatır.

Bir davranışın ahlaki değeri, yalnızca nasıl yapıldığıyla değil; hangi niyetle gerçekleştirildiğiyle de ilgilidir.

4. “İnşallah” Dememeleri

Kur’ân, bahçe sahiplerinin kararını anlattıktan sonra şöyle buyurur:

وَلَا يَسْتَثْنُونَ

“İstisna da etmiyorlardı.”

Kalem Sûresi, 68/18

Bu ifadenin açıklanmasında müfessirler iki önemli yorum üzerinde durmuşlardır.

Birinci yoruma göre bahçe sahipleri, gelecek için kesin konuşurken “Allah dilerse” anlamında bir istisna yapmamışlardı.

İkinci yoruma göre ise yoksullar için herhangi bir pay ayırmayı düşünmemişlerdi.

Her iki yorum da kıssanın genel mesajıyla ilişkilidir.

Çünkü bahçe sahipleri, hem kendi planlarına aşırı güvenmiş hem de ihtiyaç sahiplerini dışlamışlardı.

İnsan neden “inşallah” der?

İnşallah, “Allah dilerse” anlamına gelir.

Bu ifade, insanın gelecek üzerinde mutlak hâkimiyet sahibi olmadığını hatırlatır.

İnsan plan yapar.

Çalışır.

Tedbir alır.

Fakat gelecekte gerçekleşecek olayları kesin biçimde kontrol edemez.

Bu nedenle mümin, planlarını Allah’ın dilemesine bağlı olarak değerlendirir.

Ancak burada önemli bir nokta vardır:

İnşallah demek, yanlış bir niyeti doğru hâle getirmez.

Bahçe sahipleri yoksulları mahrum bırakma niyetlerini sürdürüp yalnızca “inşallah” demiş olsalardı, bu söz cimriliklerini meşrulaştırmayacaktı.

Asıl olan, Allah’ın iradesini kabul etmekle birlikte doğru niyet ve güzel davranışı da korumaktır.

5. Gece Gelen İlâhî Afet

Bahçe sahipleri sabahın ilk saatlerinde ürünleri toplamayı planlarken gece beklenmedik bir olay gerçekleşti.

Allah şöyle buyurur:

فَطَافَ عَلَيْهَا طَائِفٌ مِنْ رَبِّكَ وَهُمْ نَائِمُونَ

“Onlar uykudayken Rabbinden gelen bir afet bahçeyi kuşattı.”

Kalem Sûresi, 68/19 — anlam merkezli meal

Ardından şöyle bildirilir:

فَأَصْبَحَتْ كَالصَّرِيمِ

“Bahçe, sabaha kapkara kesilmiş bir hâlde çıktı.”

Kalem Sûresi, 68/20 — anlam merkezli meal

Bir gece önce ürünlerle dolu olan bahçe artık harap olmuştu.

Bahçe sahipleri henüz bu durumdan haberdar değildi.

Onlar hasat hazırlığı yaparken bütün planları boşa çıkmıştı.

Bahçe gerçekten yakıldı mı?

Kıssa anlatılırken bazen bahçenin ateşle yakıldığı ifade edilir.

Ancak Kur’ân, felaketin kesin olarak yangın olduğunu açıklamaz.

Âyetteki tâif ifadesi, Allah tarafından gelen ve bahçeyi kuşatan bir felaketi anlatır. Sarîm kelimesinin anlamı konusunda da müfessirler farklı açıklamalar yapmıştır. Bunlar arasında kararmış, ürünleri yok olmuş veya biçilmiş gibi hâle gelmiş bir bahçe tasviri bulunmaktadır.

Dolayısıyla bahçenin ilâhî bir afetle yok olduğu kesindir; fakat felaketin fiziksel biçimini kesin olarak yangın diye tanımlamak ihtiyat gerektirir.

Bu ayrım, Kur’ân kıssalarını anlatırken âyetlerin verdiği bilgiyle tefsir yorumlarını birbirinden ayırmanın önemini göstermektedir.

6. Sabahın İlk Saatlerinde Gizli Yolculuk

Bahçe sahipleri, gece yaşanan felaketten habersiz olarak sabah birbirlerine seslendiler:

“Haydi, ürünlerinizi toplayacaksanız erkenden bahçenize gidin.”

Kalem Sûresi, 68/22 — anlam merkezli meal

Kur’ân, onların yola çıktıklarında aralarında alçak sesle konuştuklarını bildirir.

أَنْ لَا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُمْ مِسْكِينٌ

“Bugün hiçbir yoksul sakın bahçeye girip yanınıza sokulmasın!”

Kalem Sûresi, 68/24 — anlam merkezli meal

Bu sözler, bahçe sahiplerinin niyetini açıkça ortaya koymaktadır.

Onlar, ürünlerini toplamak istiyorlardı.

Fakat bunu yoksullar gelmeden bitirmeyi planlıyorlardı.

Kur’ân, onların kendilerini güçlü ve kararlı görerek yola çıktıklarını da anlatır.

Kalem Sûresi, 68/25

Burada dikkat çekici bir karşıtlık vardır.

Bahçe sahipleri kendilerinden emin biçimde yürüyordu.

Oysa güven duydukları bahçe artık yok olmuştu.

İnsan bazen planının bütün ayrıntılarını hesaplayabilir.

Fakat hesaba katmadığı bir gelişme, bütün beklentilerini değiştirebilir.

Bu durum, insanın çalışmaktan vazgeçmesini değil, kendi gücünü mutlak görmemesini gerektirir.

7. “Galiba Yolumuzu Şaşırdık!”

Bahçe sahipleri nihayet bahçeye ulaştılar.

Ancak karşılarında bekledikleri manzarayı bulamadılar.

Kur’ân şöyle buyurur:

فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوا إِنَّا لَضَالُّونَ

“Bahçeyi görünce, ‘Biz herhâlde yolumuzu şaşırdık!’ dediler.”

Kalem Sûresi, 68/26 — anlam merkezli meal

Bahçe o kadar değişmişti ki önce yanlış yere geldiklerini düşündüler.

Ardından gerçeği fark ettiler:

بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

“Hayır, biz mahrum bırakılmışız!”

Kalem Sûresi, 68/27

Bu söz, kıssanın en çarpıcı dönüm noktalarından biridir.

Çünkü onlar yoksulları bahçenin ürünlerinden mahrum bırakmak istemişlerdi.

Şimdi ise kendileri ürünlerden mahrum kalmıştı.

Kur’ân’ın anlatımındaki bu karşıtlık, insanın bencilliğinin kendi hayatına da zarar verebileceğini göstermektedir.

Başkalarını nimetten mahrum bırakmayı amaçlayan insan, sahip olduğu nimetin kalıcı olduğunu sanmamalıdır.

8. İçlerindeki En Ölçülü Kişinin Uyarısı

Bahçe sahipleri yaşadıkları felaketi gördükten sonra içlerinden biri konuştu.

Kur’ân onu أَوْسَطُهُمْ (evsatuhum) ifadesiyle tanıtır.

Bu ifade, tefsirlerde onların en dengeli, en makul veya en adaletli olanı şeklinde açıklanmıştır.

Şöyle dedi:

أَلَمْ أَقُلْ لَكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ

“Ben size Allah’ı tesbih etmeniz gerektiğini söylememiş miydim?”

Kalem Sûresi, 68/28 — anlam merkezli meal

Bu söz, topluluğun içinde yanlış davranışa karşı bir uyarının bulunduğunu göstermektedir.

Fakat Kur’ân, bu kişinin önceden tam olarak ne zaman ve nasıl konuştuğunu ayrıntılandırmaz.

Onun sözleri, bahçe sahiplerinin Allah’a karşı sorumluluklarını hatırlamaları gerektiğini ortaya koymaktadır.

Tesbihin anlamı

Tesbih, Allah’ı her türlü eksiklikten uzak tutmak ve O’nun yüceliğini kabul etmektir.

Ancak tesbih yalnızca dil ile söylenen sözlerden ibaret görülmemelidir.

Allah’ın büyüklüğünü kabul eden insan, O’nun verdiği nimetleri de sorumluluk bilinciyle kullanmalıdır.

Bahçe sahiplerinin yanılgısı, Allah’ı yeterince anmamalarıyla birlikte yoksulları dışlamaya karar vermeleriydi.

Bu nedenle kıssa, dildeki şükrün davranışlarla desteklenmesi gerektiğini hatırlatır.

9. Yanlışlarını Kabul Etmeleri

Bahçe sahipleri, yaşadıkları olayın ardından şöyle dediler:

سُبْحَانَ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ

“Rabbimizi tenzih ederiz! Gerçekten biz zalim kimselermişiz.”

Kalem Sûresi, 68/29

Bu söz, kıssanın ahlaki bakımdan önemli bir aşamasıdır.

Bahçe sahipleri artık yalnızca ürünlerini kaybetmiş olmanın üzüntüsünü yaşamıyorlardı.

Aynı zamanda yanlış yaptıklarını kabul ediyorlardı.

Ardından birbirlerini kınamaya başladılar.

Kalem Sûresi, 68/30

Daha sonra şöyle dediler:

يَا وَيْلَنَا إِنَّا كُنَّا طَاغِينَ

“Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgınlık etmişiz.”

Kalem Sûresi, 68/31 — anlam merkezli meal

Burada pişmanlığın iki yönü görülmektedir.

Birincisi, kaybettikleri nimet sebebiyle üzüntü duymalarıdır.

İkincisi ise bu kayba yol açan yanlış tutumlarını fark etmeleridir.

Gerçek tövbe açısından önemli olan ikinci yönüdür.

Çünkü insan yalnızca kaybettiği imkânlara üzülmekle yetinmemeli, yanlış davranışından da dönmelidir.

Pişmanlığın en değerli sonucu, insanın hatasını kabul ederek doğruya yönelmesidir.

10. Allah’tan Daha Hayırlısını Ummaları

Bahçe sahipleri sonunda şöyle dediler:

عَسَىٰ رَبُّنَا أَنْ يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِنْهَا إِنَّا إِلَىٰ رَبِّنَا رَاغِبُونَ

“Umulur ki Rabbimiz bize bunun yerine daha hayırlısını verir. Biz artık Rabbimize yöneliyoruz.”

Kalem Sûresi, 68/32 — anlam merkezli meal

Bu ifade, onların yeniden Allah’a yöneldiklerini göstermektedir.

Fakat burada önemli bir ayrıntı vardır.

Kur’ân, bahçe sahiplerinin daha sonra yeni bir bahçeye kavuştuğunu açıkça bildirmez.

Bazı tefsir anlatımlarında Allah’ın onlara yeni nimetler verdiği ifade edilir.

Ancak bunlar âyetin kesin olarak bildirdiği olaylar değildir.

Kur’ân’ın açıkça anlattığı sonuç, bahçe sahiplerinin yanlışlarını kabul ederek Allah’a yönelmeleridir.

Tövbe ve umut

İnsan bazen önemli bir hata yapabilir.

Bu hatanın sonucunda maddi veya manevi kayıplar yaşayabilir.

Fakat yanlışını fark etmesi, onun için yeni bir başlangıcın kapısını açabilir.

Tövbe, insanın Allah’a yönelmesi, yanlışından vazgeçmesi ve davranışlarını düzeltmeye çalışmasıdır.

Kul hakkı söz konusu olduğunda ise tövbenin gereği, mümkün olduğu ölçüde hakkın iadesini ve zararın giderilmesini de içerir.

Tövbe, yalnızca geçmişten pişmanlık duymak değil; gelecekte daha doğru davranmaya yönelmektir.

11. Kıssanın Son Âyeti: Dünya ve Ahiret İmtihanı

Allah kıssanın sonunda şöyle buyurur:

كَذَٰلِكَ الْعَذَابُ وَلَعَذَابُ الْآخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

“İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise daha büyüktür. Keşke bilselerdi!”

Kalem Sûresi, 68/33 — anlam merkezli meal

Bu âyet, kıssanın yalnızca bir tarım felaketini anlatmadığını göstermektedir.

Asıl konu, insanın Allah’ın verdiği nimetleri nasıl kullandığı ve ahiret sorumluluğunu nasıl değerlendirdiğidir.

Bahçe sahipleri, yoksulları dışlayarak yanlış bir davranışta bulunmuşlardı.

Bahçelerinin yok olması ise onlar için ibretlik bir olay olmuştu.

Ancak burada genel bir hüküm çıkarırken dikkatli olunmalıdır.

Her maddi kayıp, hastalık veya doğal afet, kişinin günahının karşılığı olarak yorumlanamaz.

Bu kıssada yaşanan felaketin ahlaki bağlamını Kur’ân açıkça bildirmektedir. Günümüzde karşılaştığımız her felaketin özel ilâhî sebebini bildiğimizi iddia edemeyiz.

Kıssanın bize öğrettiği şey, başkalarının felaketlerini yargılamak değil; kendi nimetlerimiz ve sorumluluklarımız üzerinde düşünmektir.

12. Bahçe Sahipleri Kıssasının Günümüze Verdiği Dersler

Kıssadaki olayÇıkarılacak ders
Verimli bahçeye sahip olmalarıMal ve bereket, şükür gerektiren nimetlerdir.
Yoksulları dışlamayı planlamalarıCimrilik ve bencillik, insanı ahlaki sorumluluklarından uzaklaştırır.
Sabah erkenden hasat kararı almalarıMeşru bir iş, yanlış bir niyetle ahlaki bakımdan sorunlu hâle gelebilir.
Bahçenin gece felakete uğramasıİnsan, sahip olduğu imkânların kalıcılığını garanti edemez.
Bahçeyi tanıyamamalarıMaddi imkânlar beklenmedik biçimde kaybedilebilir.
İçlerindeki ölçülü kişinin uyarısıYanlış karşısında doğruyu hatırlatmak önemlidir.
Yanlışlarını kabul etmeleriTövbenin başlangıcı, hatayı inkâr etmemektir.
Allah’a yönelmeleriPişmanlık, davranış değişikliği ve umutla tamamlanmalıdır.

13. Hadis Kaynakları — Hadis Numaralarıyla

Kaynak ayrımı: Kalem Sûresi 17–33. âyetlerdeki bahçe sahiplerinin isimlerini, kaç kardeş olduklarını veya bahçelerinin nerede bulunduğunu açıklayan sahih ve doğrudan bir Kütüb-i Sitte hadisini burada doğrulanmış kaynak olarak gösteremiyorum.

Aşağıdaki hadisler, kıssanın doğrudan rivayetleri değil; infak, cimrilik, merhamet ve malın sorumluluğu hakkındaki sahih rivayetlerdir.

Hadis 1 — İnfak edene karşılık verilmesi

Sahâbî râvi: Ebû Hüreyre (r.a.)

Arapça metinden ilgili bölüm:

اللَّهُمَّ أَعْطِ مُنْفِقًا خَلَفًا

Türkçe meali:

Resûlullah (s.a.v.), her sabah iki meleğin indiğini; birinin Allah’tan infak eden kişiye karşılık vermesini, diğerinin ise malını hayırdan esirgeyenin malına kayıp vermesini dilediğini bildirmiştir.

Kaynaklar:

  • Sahîh-i Buhârî, Hadis No: 1442
  • Sahîh-i Müslim, Hadis No: 1010

Buhârî 1442 — Hadisin Arapça metniMüslim 1010 — Hadisin Arapça metni

Kıssayla ilişkisi: Bahçe sahipleri mallarından yoksullara pay vermek istememişlerdi. Hadis, infakın önemini ve cimrilikten sakınmayı hatırlatır.

Hadis 2 — Sadaka malı eksiltmez

Sahâbî râvi: Ebû Hüreyre (r.a.)

Arapça metinden ilgili bölüm:

مَا نَقَصَتْ صَدَقَةٌ مِنْ مَالٍ

Türkçe meali:

“Sadaka malı eksiltmez.”

Hadisin devamında affetmenin insanın izzetini artırdığı ve Allah için tevazu gösterenin Allah tarafından yüceltileceği bildirilir.

Kaynak:

– Sahîh-i Müslim, Birr ve Sıla, Hadis No: 2588Müslim 2588 — Hadisin Arapça metni

Kıssayla ilişkisi: Bahçe sahipleri, yoksullara pay ayırmanın kendi kazançlarını azaltmasını istemiyorlardı. Hadis, sadakanın manevi değerini ve bereketini hatırlatır.

Burada sadakanın hiçbir zaman muhasebe bakımından nakit miktarını azaltmayacağı şeklinde mekanik bir sonuç çıkarılmamalıdır. Hadis, sadakanın bereketi ve Allah katındaki karşılığı bağlamında değerlendirilir.

Hadis 3 — Yarım hurmayla da olsa iyilik yapmak

Sahâbî râvi: Adiyy b. Hâtim (r.a.)

Arapça metinden ilgili bölüm:

اتَّقُوا النَّارَ وَلَوْ بِشِقِّ تَمْرَةٍ

Türkçe meali:

“Yarım hurmayla da olsa kendinizi ateşten koruyun.”

Kaynak:

– Sahîh-i Buhârî, Hadis No: 1417Buhârî 1417 — Hadisin Arapça metni

Kıssayla ilişkisi: İyilik ve infak için mutlaka büyük servet sahibi olmayı beklememek gerektiğini gösterir.

Hadis 4 — Cimrilikten sakınmak

Sahâbî râvi: Câbir b. Abdullah (r.a.)

Arapça metinden ilgili bölüm:

وَاتَّقُوا الشُّحَّ فَإِنَّ الشُّحَّ أَهْلَكَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ

Türkçe meali:

“Cimrilikten sakının. Çünkü cimrilik sizden öncekileri helâk etmiştir.”

Hadisin devamında cimriliğin insanları haksızlığa ve yasak davranışlara sürüklediği açıklanır.

Kaynak:

– Sahîh-i Müslim, Birr ve Sıla, Hadis No: 2578Müslim 2578 — Hadisin Arapça metni

Kıssayla ilişkisi: Bahçe sahiplerinin yoksulları mahrum bırakmak istemeleri, cimriliğin insan davranışları üzerindeki olumsuz etkisini gösteren Kur’ânî bir örnektir.

Hadislerin toplu kaynak tablosu

Hadis konusuKaynakHadis no.Kıssayla ilişkisi
İnfak edene karşılıkBuhârî1442Paylaşma
İnfak edene karşılıkMüslim1010Cimrilikten sakınma
Sadaka malı eksiltmezMüslim2588İnfak ve bereket
Yarım hurmayla iyilikBuhârî1417Az da olsa yardım
Cimrilikten sakınmakMüslim2578Bahçe sahiplerinin temel yanlışı

Hadis numaraları yaygın uluslararası numaralandırmaya göredir. Bu hadislerin tamamı bahçe sahipleri kıssasını doğrudan anlatan rivayetler değil, kıssanın ahlaki mesajıyla ilgili hadislerdir.

14. Sonuç: Yoksullardan Esirgenen Nimetin Kaybı

Bahçe sahipleri, verimli bir bahçeye sahipti.

Hasat zamanı gelmişti.

Ürünlerini toplamaya hazırlanıyorlardı.

Fakat bu nimeti ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak istemediler.

Sabah erkenden bahçeye giderek yoksullar gelmeden hasadı bitirmeyi planladılar.

Ancak gece bahçeleri büyük bir felakete uğradı.

Sabah geldiklerinde ürünlerden eser kalmadığını gördüler.

Önce yanlış yere geldiklerini düşündüler.

Sonra gerçeği fark ettiler.

Birbirlerini kınadılar.

Nihayet yanlışlarını kabul ederek Allah’a yöneldiler.

Bu kıssa, insana sahip olduğu nimetlerin gerçek sahibini hatırlatmaktadır.

Mal, mülk ve bereket Allah’ın insana verdiği imkânlardandır.

İnsan bu imkânlarla ailesinin ihtiyaçlarını karşılayabilir, çalışabilir, üretebilir ve başkalarına yardım edebilir.

Fakat nimetlerin yalnızca kendisine ait olduğunu düşünerek ihtiyaç sahiplerini görmezden gelmesi, onu cimriliğe ve bencilliğe sürükleyebilir.

Bahçe sahiplerinin kıssası, paylaşmanın önemini olduğu kadar hatadan dönmenin değerini de göstermektedir.

Çünkü onlar sonunda yanlışlarını kabul etmiş ve Allah’a yönelmişlerdir.

Nimetin bereketi yalnızca çokluğunda değil; şükür, adalet ve paylaşma bilinciyle kullanılmasındadır.

Kendine sor

  • Sahip olduğum nimetlerden ihtiyaç sahiplerine pay ayırıyor muyum?
  • Maddi kazanç elde ederken başkalarının haklarını gözetiyor muyum?
  • Gelecek için plan yaparken Allah’ın dilemesini ve kendi sınırlılığımı hatırlıyor muyum?
  • Cimrilik veya bencillik sebebiyle ertelediğim bir iyilik var mı?
  • Yanlış yaptığımda mazeret üretmek yerine hatamı kabul edebiliyor muyum?
  • Allah’a şükrümü yalnızca sözlerimle mi, davranışlarımla da mı gösteriyorum?

Hayata taşı

Bugün Kalem Sûresi’nin 17–33. âyetlerini okuyun.

Ardından sahip olduğunuz nimetleri düşünün.

Bu nimetlerden birini başkalarının yararına nasıl kullanabileceğinizi belirleyin.

Bir ihtiyaç sahibine yardım etmek, kazancınızdan düzenli sadaka ayırmak, işinizde adaleti gözetmek veya birinin ihtiyacını karşılamak için çaba göstermek bunun örnekleri olabilir.

Kıssadaki şu ifadeyi de hatırlayın:

سُبْحَانَ رَبِّنَا إِنَّا كُنَّا ظَالِمِينَ

“Rabbimizi tenzih ederiz! Gerçekten biz zalim kimselermişiz.”

Kalem Sûresi, 68/29

Bu âyetin hatırlattığı sorumluluk bilincini günlük hayatınıza taşımaya çalışın.

Altı çizilecek cümleler

Bahçe sahipleri yoksulları nimetten mahrum bırakmak istediler; sonunda kendileri de o nimetten mahrum kaldılar.

Nimetin çokluğu, insanın Allah’a karşı sorumluluğunu azaltmaz; aksine artırabilir.

Cimrilik yalnızca malı paylaşmamak değil, başkalarının ihtiyacına karşı duyarsızlaşmak şeklinde de ortaya çıkabilir.

İnsan gelecek için plan yapmalı, fakat kendi planlarını mutlak görmemelidir.

Gerçek pişmanlık, kaybedilen malın ardından üzülmekten daha fazlasıdır; yapılan yanlışı kabul etmektir.

Şükür, nimetin sahibini hatırlamak ve nimeti doğru kullanmaktır.

15. Kur’ân, Hadis ve Tefsir Kaynakçası

KaynakÂyet / Hadis no.Konu
Kur’ân-ı KerîmKalem 68/17–33Bahçe sahipleri kıssası
Kur’ân-ı KerîmKehf 18/32–44İki bahçe sahibi kıssası
Kur’ân-ı KerîmZâriyât 51/19Malda ihtiyaç sahiplerinin hakkı
Kur’ân-ı Kerîmİsrâ 17/26–27Yakınların ve ihtiyaç sahiplerinin hakkı, israftan kaçınma
Sahîh-i BuhârîHadis No: 1442İnfak edene karşılık
Sahîh-i MüslimHadis No: 1010İnfak ve cimrilik
Sahîh-i MüslimHadis No: 2588Sadakanın değeri
Sahîh-i BuhârîHadis No: 1417Az da olsa infak
Sahîh-i MüslimHadis No: 2578Cimrilikten sakınmak
Taberî, Câmiu’l-beyânKalem 17–33 tefsiriBahçe sahipleri hakkındaki rivayetler
İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’âni’l-azîmKalem 17–33 tefsiriKıssanın açıklaması
Kurtubî, el-Câmi‘ li-ahkâmi’l-Kur’ânKalem 17–33 tefsiriNimet, cimrilik ve tövbe
Diyanet, Kur’an Yolu Türkçe Meal ve TefsirKalem 17–33Âyetlerin anlamı ve yorumları

Kur’ân metni ve tefsir: Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’ân-ı Kerîm Portalı.

Kıssanın ana mesajı: Bahçe sahipleri kıssası, Allah’ın verdiği nimetleri yalnızca kendisi için kullanmak isteyen insanın cimrilik ve bencillik sebebiyle büyük bir yanılgıya düşebileceğini; şükür, paylaşma, yoksul hakkını gözetme ve samimi tövbenin ise müminin hayatında önemli bir yer tutması gerektiğini öğretmektedir.

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir