Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya, Oradan Semalara
Kur’ân-ı Kerîm | İsrâ Sûresi, 17/1; Necm Sûresi, 53/13–18 | Sahih hadis kaynakları: Buhârî ve Müslim | Ana temalar: Allah’ın kudreti, peygamberlik, namaz, iman ve kulluk
Giriş: Bir Gecede Gerçekleşen Büyük Mucize
Mekke…
Hz. Muhammed (s.a.v.), insanları Allah’ın birliğine davet ediyordu.
Fakat bu davet kolay değildi.
Müşriklerin baskıları, alayları ve inkârları karşısında tebliğ görevini sabırla sürdürüyordu.
Siyer kaynaklarında, Hz. Hatice’nin ve kendisini koruyan amcası Ebû Tâlib’in vefatının ardından yaşadığı sıkıntılardan söz edilir.
İsrâ ve Mi‘rac hadisesi, yaygın siyer anlatımında bu zorlu Mekke dönemiyle ilişkilendirilir. Bununla birlikte olayın kesin tarihi hakkında farklı görüşler bulunmaktadır.
Bir gece Allah, Resûlünü büyük bir mucizeye mazhar kıldı.
Hz. Peygamber (s.a.v.), Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya götürüldü.
Sahih hadislerde anlatıldığına göre daha sonra semalara yükseltildi.
Orada bazı peygamberlerle karşılaştı.
Allah’ın kendisine gösterdiği büyük âyetlere şahit oldu.
Ve ümmetine, İslâm hayatının merkezinde yer alan beş vakit namaz emredildi.
Bu olay, İslâm geleneğinde İsrâ ve Mi‘rac olarak adlandırılır.
İsrâ, gece yolculuğunu; Mi‘rac ise semalara yükselişi ifade eder.
Ancak bu iki kavramın kaynakları dikkatle ayrılmalıdır.
İsrâ, Kur’ân’da açıkça bildirilmiştir. Mi‘racın ayrıntıları ise başta Sahîh-i Buhârî ve Sahîh-i Müslim olmak üzere hadis rivayetlerinde anlatılmaktadır.
1. İsrâ Mucizesinin Kur’ân’daki Delili
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَىٰ بِعَبْدِهِ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الْأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ
“Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu bir gece Mescid-i Harâm’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, her türlü eksiklikten uzaktır. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”
İsrâ Sûresi, 17/1 — anlam merkezli meal
Bu âyet, İsrâ mucizesinin temel Kur’ân delilidir.
Âyette dört önemli husus bulunmaktadır.
Birincisi: Yolculuğu gerçekleştiren Allah’tır. Âyetin “Sübhân” ifadesiyle başlaması, Allah’ın kudretinin insanın alıştığı sınırlarla ölçülemeyeceğini hatırlatır.
İkincisi: Yolculuğa çıkarılan kişi, Allah’ın “kulu” olarak tanıttığı Hz. Muhammed’dir (s.a.v.). Bu ifade, peygamberliğin merkezindeki kulluk makamına dikkat çeker.
Üçüncüsü: Yolculuk, Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya gerçekleşmiştir.
Dördüncüsü: Yolculuğun amacı, Allah’ın bazı büyük âyetlerinin Hz. Peygamber’e gösterilmesidir.
Kur’ân, bu âyette gece yolculuğunu açıkça bildirirken semalara yükselişin bütün aşamalarını sıralamaz. Bu ayrıntılar sahih hadislerde yer alır.
2. İsrâ ve Mi‘rac Arasındaki Fark
| Konu | İsrâ | Mi‘rac |
|---|---|---|
| Anlamı | Gece yolculuğu | Yükseliş |
| Başlangıç | Mescid-i Harâm | Hadislerdeki anlatıma göre Beytülmakdis |
| Yolculuk | Mescid-i Aksâ’ya | Semalara |
| Temel kaynak | İsrâ 17/1 | Sahih hadisler |
| Önemli olay | Allah’ın âyetlerinin gösterilmesi | Peygamberlerle karşılaşma, büyük âyetlerin gösterilmesi, namazın farz kılınması |
Necm Sûresi 13–18. âyetler de Mi‘racla ilişkilendirilerek yorumlanmıştır. Ancak bu âyetlerin özellikle Cebrâil’in görülmesiyle ilgili olduğu yönünde sahih rivayetler de vardır. Dolayısıyla bütün Mi‘rac ayrıntıları doğrudan bu âyetlerden çıkarılmamalıdır.
3. Burak ile Gece Yolculuğu
Sahîh-i Müslim’de Enes b. Mâlik’ten (r.a.) nakledilen rivayette Hz. Peygamber şöyle buyurur:
“Bana Burak getirildi. O, merkepten büyük, katırdan küçük, beyaz bir binekti. Adımını gözünün ulaşabildiği en uzak yere atıyordu.”
Kaynak: Sahîh-i Müslim, Îmân, Hadis No: 162a.
Hz. Peygamber (s.a.v.) Burak’a binerek Beytülmakdis’e gitti.
Rivayete göre Burak’ı peygamberlerin bineklerini bağladıkları yere bağladı.
Ardından mescide girerek iki rekât namaz kıldı.
Cebrâil (a.s.) daha sonra ona iki kap sundu.
Birinde süt, diğerinde içki vardı.
Hz. Peygamber sütü tercih etti.
Cebrâil de onun fıtratı tercih ettiğini bildirdi.
Bu olay, İslâm’ın insanın yaratılışına uygun oluşuyla ilişkilendirilerek açıklanmıştır.
Burak’ın ayrıntılı biçimde kanatlı, insan yüzlü veya belirli süslerle donatılmış olarak tasvir edildiği bazı anlatımlar ise bu sahih rivayetin açık metninde bulunmaz.
4. Mescid-i Aksâ ve Kudüs’ün Önemi
İsrâ yolculuğunun Kur’ân’da belirtilen varış noktası Mescid-i Aksâ’dır.
İslâm geleneğinde burası, Kudüs’teki Beytülmakdis ve Harem-i Şerif alanıyla ilişkilendirilir.
Mescid-i Aksâ, Müslümanların ilk kıblesiyle bağlantılıdır ve İslâm tarihinde önemli bir yere sahiptir.
İsrâ mucizesi, Mekke ile Kudüs arasındaki manevi bağı da göstermektedir.
Burada bir tarihî ayrıntıya dikkat edilmelidir: Günümüzde görülen Mescid-i Aksâ yapıları, Hz. Peygamber döneminden sonraki inşa ve onarım süreçlerinden geçmiştir. İsrâ âyetindeki Mescid-i Aksâ’yı yalnızca bugün ayakta duran belirli bir bina ile özdeşleştirmek doğru değildir.
5. Semalara Yükselişin Başlaması
Sahih hadislerde, Beytülmakdis yolculuğunun ardından Hz. Peygamber’in Cebrâil (a.s.) ile semalara yükseldiği anlatılır.
Cebrâil her semanın kapısında izin ister.
Kapıdaki görevli melekler, gelen kişinin kim olduğunu ve yanındaki kişinin peygamber olarak gönderilip gönderilmediğini sorarlar.
İzin verildikten sonra semanın kapısı açılır.
Bu anlatım, Mi‘racın Allah’ın izniyle gerçekleşen olağanüstü bir hadise olduğunu ortaya koymaktadır.
Semalarda karşılaşılan peygamberler
Birinci sema
Hz. Âdem (a.s.)
İkinci sema
Hz. Yahyâ ve Hz. Îsâ (a.s.)
Üçüncü sema
Hz. Yûsuf (a.s.)
Dördüncü sema
Hz. İdrîs (a.s.)
Beşinci sema
Hz. Hârûn (a.s.)
Altıncı sema
Hz. Mûsâ (a.s.)
Yedinci sema
Hz. İbrâhim (a.s.)
Bu sıralama, Enes b. Mâlik ve Mâlik b. Sa‘sa‘a kanalıyla gelen meşhur sahih Mi‘rac rivayetlerinde yer alır. Kaynak: Sahîh-i Buhârî 3207; Sahîh-i Müslim 162a ve 164a.
Bu karşılaşmalar, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) tebliğ ettiği tevhid inancının önceki peygamberlerin davetiyle aynı temel üzerinde bulunduğunu hatırlatır.
Peygamberlerin hepsi insanları Allah’a kulluğa davet etmişlerdir.
6. Sidretü’l-Müntehâ ve Beytülma‘mûr
Mi‘rac rivayetlerinde Hz. Peygamber’in (s.a.v.) gördüğü olağanüstü varlıklar arasında Sidretü’l-Müntehâ ve Beytülma‘mûr da bulunmaktadır.
Sidretü’l-Müntehâ, Necm Sûresi’nde de anılır:
عِنْدَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَىٰ
“Sidretü’l-Müntehâ’nın yanında.”
Necm Sûresi, 53/14
Buhârî’nin 3207 numaralı rivayetinde Sidretü’l-Müntehâ’nın yaprakları ve meyveleri tasvir edilir. Ayrıca Beytülma‘mûr’un gösterildiği ve her gün yetmiş bin meleğin orada ibadet ettiği bildirilir.
Sunnah.com
Bu anlatımlar, Allah’ın yarattığı âlemlerin insanın gündelik tecrübesinden çok daha geniş olduğunu hatırlatmaktadır.
Ancak bu varlıkların mahiyetini, fiziksel konumunu veya ölçülerini modern astronomik kavramlarla kesin biçimde açıklamak mümkün değildir.
7. Mi‘racın En Önemli Hediyelerinden Biri: Beş Vakit Namaz
Mi‘rac rivayetlerinin en dikkat çekici bölümlerinden biri, namazın farz kılınmasıdır.
Sahih hadislerde başlangıçta elli vakit namazın emredildiği, ardından Hz. Mûsâ’nın (a.s.) tavsiyesi üzerine Hz. Peygamber’in Rabbinden hafifletme istediği anlatılır.
Bu süreç sonunda namaz beş vakit olarak belirlenmiştir.
Buhârî’nin 3207 numaralı rivayetinde, beş vakit namazın sevap bakımından elli vakte karşılık geleceği bildirilir.
Sunnah.com
Mİ‘RAC RİVAYETLERİNDE NAMAZIN FARZ KILINIŞI
50
Başlangıçta emredilen vakit
5
Son olarak farz kılınan vakit
Beş vakit namaz, sevap bakımından elli vakte karşılık gelir.Sahîh-i Buhârî, 3207 ve 3887
Namazın Mi‘racla ilişkisi
Namaz, müminin Allah’a yöneldiği en önemli ibadetlerden biridir.
İnsan namazla günlük hayatının akışı içinde Rabbini hatırlar.
Sabah namazıyla güne başlar.
Öğle ve ikindi namazlarıyla çalışmalarına ara vererek kulluk sorumluluğunu hatırlar.
Akşam ve yatsı namazlarıyla gününü ibadetle tamamlar.
Bu yönüyle namaz, yalnızca belirli vakitlerde yerine getirilen bir görev değil; müminin hayatına düzen ve kulluk bilinci kazandıran bir ibadettir.
Mi‘racın Müslümanın günlük hayatındaki en somut hatıralarından biri, beş vakit namazdır.
Burada namazın İsrâ ve Mi‘racdan önce de bilinen bir ibadet olduğunu; beş vakitlik farz düzeninin ise Mi‘rac rivayetleriyle ilişkilendirildiğini belirtmek gerekir.
8. İsrâ ve Mi‘rac Bedensel mi, Ruhsal mı Gerçekleşti?
İslâm âlimleri, İsrâ ve Mi‘racın mahiyeti üzerinde çeşitli açıklamalar yapmışlardır.
Ehl-i sünnet âlimlerinin çoğunluğuna göre Hz. Peygamber (s.a.v.), bu mucizeyi uyanık hâlde, ruhu ve bedeniyle yaşamıştır.
Bu görüşün başlıca dayanakları arasında İsrâ Sûresi’nde “kulunu” ifadesinin kullanılması ve İbn Abbâs’ın (r.a.) olayın uykuda görülen sıradan bir rüya değil, gözle gösterilen bir tecrübe olduğunu bildiren açıklaması yer alır.
Kaynak: Sahîh-i Buhârî, Hadis No: 3888.
Sunnah.com
Bununla birlikte bazı erken dönem rivayet ve yorumlarında ruhsal tecrübe veya rüya görüşü de tartışılmıştır.
Bu görüşlerin varlığı, Kur’ân’da açıkça bildirilen İsrâ olayının inkârı anlamına gelmek zorunda değildir; tartışma, olayın nasıl gerçekleştiği üzerinedir.
Hz. Peygamber Allah’ı gördü mü?
Bu konuda da sahâbe ve âlimler arasında farklı açıklamalar bulunmaktadır.
Hz. Âişe’den (r.a.) gelen rivayetlerde, Hz. Peygamber’in Allah’ı gözleriyle gördüğü görüşüne karşı çıkılmıştır.
İbn Abbâs’tan (r.a.) gelen bazı rivayetlerde ise kalple görme açıklaması bulunmaktadır.
Dolayısıyla “Mi‘racda Allah’ı mutlaka gözleriyle gördü” şeklinde ihtilafsız bir hüküm vermek doğru değildir.
Ayrıca Mi‘racı, Allah’ın fiziksel bir mekânda bulunduğunu gösteren bir olay olarak yorumlamak da isabetli değildir.
9. Mekke Müşriklerinin İsrâ Olayını İnkâr Etmesi
Hz. Peygamber (s.a.v.), gece yolculuğunu anlattığında Kureyş müşrikleri ona inanmadılar.
Câbir b. Abdullah’tan (r.a.) nakledilen sahih hadiste Resûlullah şöyle buyurmuştur:
“Kureyş beni yalanlayınca Hicr’de ayağa kalktım. Allah bana Beytülmakdis’i gösterdi. Ben de ona bakarak oranın özelliklerini kendilerine anlatmaya başladım.”
Kaynak: Sahîh-i Buhârî, Hadis No: 3886.
Sunnah.com
Bu rivayet, İsrâ olayının Mekke toplumunda nasıl karşılandığını göstermektedir.
İnsanların alıştıkları şartlarda böyle bir yolculuğun gerçekleşmesi mümkün görünmüyordu.
Ancak Kur’ân, olayın Allah’ın kudretiyle gerçekleştiğini bildirmektedir.
Hz. Ebû Bekir’in (r.a.) İsrâ haberini tereddütsüz tasdik ettiği ve bu sebeple “Sıddîk” olarak anıldığı meşhur siyer anlatısı da vardır. Bununla birlikte bu anlatının her ayrıntısı, yukarıdaki Buhârî hadisiyle aynı sıhhat düzeyinde değildir.
10. İsrâ ve Mi‘racla İlgili Sahih Hadisler — Râvi, İsnad ve Hadis Numaraları
Aşağıdaki rivayetlerin metinleri ve numaraları hadis kaynakları üzerinden kontrol edilmiştir.
Hadis 1 — Burak ile Beytülmakdis’e yolculuk
Kaynak: Sahîh-i Müslim, Îmân, 162a.
Sahâbî râvi: Enes b. Mâlik (r.a.).
İsnad: Şeybân b. Ferrûh → Hammâd b. Seleme → Sâbit el-Bünânî → Enes b. Mâlik → Resûlullah (s.a.v.).
Arapça metinden bölüm:
أُتِيتُ بِالْبُرَاقِ
Meali: “Bana Burak getirildi.”
Şerh: Bu rivayet Burak’ın özelliklerini, Beytülmakdis’e varışı, iki rekât namazı, süt tercihinin fıtratla ilişkilendirilmesini ve semalara yükselişi anlatır.
Müslim 162a — Tam metin ve isnad
Sunnah.com
Hadis 2 — Yedi sema, peygamberler ve namazın farz kılınması
Kaynaklar: Sahîh-i Buhârî, 3207 ve 3887.
Sahâbî râvi: Mâlik b. Sa‘sa‘a (r.a.).
Buhârî 3887 isnadı: Hüdbe b. Hâlid → Hemmâm b. Yahyâ → Katâde → Enes b. Mâlik → Mâlik b. Sa‘sa‘a → Resûlullah (s.a.v.).
Arapça metinden bölüm:
ثُمَّ فُرِضَتْ عَلَىَّ خَمْسُونَ صَلَاةً
Meali: “Sonra bana elli vakit namaz farz kılındı.”
Şerh: Rivayette namazın beş vakte indirilmesi, Hz. Mûsâ’nın tavsiyesi, Sidretü’l-Müntehâ ve Beytülma‘mûr gibi önemli olaylar anlatılır.
Sunnah.com
+1
Hadis 3 — Beytülmakdis’in Hz. Peygamber’e gösterilmesi
Kaynak: Sahîh-i Buhârî, 3886.
Sahâbî râvi: Câbir b. Abdullah (r.a.).
İsnad: Yahyâ b. Bükeyr → Leys b. Sa‘d → Ukayl → İbn Şihâb ez-Zührî → Ebû Seleme b. Abdurrahman → Câbir b. Abdullah → Resûlullah (s.a.v.).
Arapça metinden bölüm:
فَجَلَا اللَّهُ لِي بَيْتَ الْمَقْدِسِ
Meali: “Allah bana Beytülmakdis’i gösterdi.”
Şerh: Kureyş’in inkârı karşısında Hz. Peygamber’in Beytülmakdis’i kendisine gösterildiği hâliyle tarif etmesini anlatır.
Buhârî 3886 — Tam metin ve isnad
Sunnah.com
Hadis 4 — İsrâ sırasında gösterilenlerin gerçek bir görme olması
Kaynak: Sahîh-i Buhârî, 3888.
Sahâbî râvi: Abdullah b. Abbâs (r.a.).
İsnad: Humeydî → Süfyân b. Uyeyne → Amr b. Dînâr → İkrime → İbn Abbâs.
Arapça metinden bölüm:
هِيَ رُؤْيَا عَيْنٍ
Meali: “Bu, gözle gerçekleşen bir görmedir.”
Şerh: İbn Abbâs’ın, İsrâ Sûresi 60. âyetteki görmeyle ilgili açıklamasıdır. Bu rivayet, Hz. Peygamber’in doğrudan sözü değil, sahâbî tefsiridir.
Buhârî 3888 — Sahâbî açıklaması
Sunnah.com
Hadis 5 — Hz. Peygamber’in Allah’ı görmesi meselesi
Kaynak: Sahîh-i Müslim, 178a.
Sahâbî râvi: Ebû Zer el-Gıfârî (r.a.).
İsnad: Ebû Bekir b. Ebî Şeybe → Vekî‘ → Yezîd b. İbrâhim → Katâde → Abdullah b. Şakîk → Ebû Zer → Resûlullah (s.a.v.).
Arapça metin:
نُورٌ أَنَّى أَرَاهُ
Meali: “Nur; O’nu nasıl görebilirim?”
Şerh: Ebû Zer’in Hz. Peygamber’e Rabbini görüp görmediğini sorması üzerine nakledilen cevaptır. Bu konudaki rivayetler birlikte değerlendirilmelidir.
Müslim 178a — Tam metin ve isnad
Sunnah.com
Hadis kaynakları karşılaştırma tablosu
| Konu | Kaynak | Hadis no. |
|---|---|---|
| Burak, Mescid-i Aksâ, semalara yükseliş | Müslim | 162a |
| Mi‘rac ve beş vakit namaz | Buhârî | 3207 |
| Aynı olayın başka rivayeti | Buhârî | 3887 |
| Beytülmakdis’in gösterilmesi | Buhârî | 3886 |
| İsrâ’daki görmenin niteliği | Buhârî | 3888 |
| Mi‘racda Allah’ı görme tartışması | Müslim | 177a–c, 178a–b |
Bu tablo, doğrulanmış başlıca rivayetleri içerir; Kütüb-i Sitte’deki bütün tariklerin eksiksiz dökümü değildir. Numaralar yaygın uluslararası hadis numaralandırmasına göredir.
11. İsrâ ve Mi‘rac Ne Zaman Gerçekleşti?
İsrâ ve Mi‘racın kesin günü, ayı ve yılı hakkında tarihçiler arasında farklı görüşler vardır.
İslâm dünyasında özellikle 27 Receb gecesi, Mi‘rac Kandili olarak anılmaktadır.
Ancak olayın kesin olarak 27 Receb’de gerçekleştiğini bildiren sahih ve açık bir hadis bulunduğu söylenemez.
Bu nedenle tarihî bir değerlendirmede 27 Receb’i kesin olay tarihi olarak değil, yaygın dinî anma geleneği olarak belirtmek daha uygundur.
12. İsrâ ve Mi‘racın Müslümanın Hayatına Verdiği Dersler
İsrâ ve Mi‘rac, Allah’ın kudretini ve Hz. Peygamber’in kulluk makamını hatırlatır.
Bu olayın en önemli sonuçlarından biri, beş vakit namazın farz kılınmasıdır.
Müslüman, namaz sayesinde gün boyunca Allah’a yönelir, hayatının yalnızca maddi uğraşlardan ibaret olmadığını hatırlar.
Mi‘rac rivayetlerinde önceki peygamberlerle karşılaşılması ise peygamberlerin ortak tevhid davetini düşünmeye vesile olur.
Olayın olağanüstü yönü, insanı yalnızca mucizenin nasıl gerçekleştiği sorusuna değil, bu mucizenin kendisine ne öğrettiği sorusuna da yöneltmelidir.
Kendine sor
- Beş vakit namazı günlük hayatımın merkezine yerleştirebiliyor muyum?
- Allah’ın kudretini yalnızca olağanüstü olaylarda mı, gündelik nimetlerde de mi hatırlıyorum?
- İbadetlerimi alışkanlık olarak mı, bilinçli bir kulluk görevi olarak mı yerine getiriyorum?
- Hz. Peygamber’in hayatındaki olaylardan davranışlarımı değiştirecek dersler çıkarıyor muyum?
Hayata taşı
Bugün İsrâ Sûresi’nin ilk âyetini ve Necm Sûresi’nin 13–18. âyetlerini okuyun.
Ardından namazlarınızdan birini özellikle anlamına ve huzuruna dikkat ederek kılmaya çalışın.
Namazın yalnızca tamamlanması gereken bir görev değil, Allah’a kulluğunuzun önemli bir ifadesi olduğunu düşünün.
Altı çizilecek cümleler
İsrâ ve Mi‘rac, insanın alıştığı sınırların Allah’ın kudretini sınırlamadığını hatırlatır.
Hz. Peygamber’in bu büyük mucizede “kul” olarak anılması, kulluk makamının önemini gösterir.
Mi‘racın Müslümanın günlük hayatındaki en önemli hatıralarından biri beş vakit namazdır.
Mucizeyi anlamak, yalnızca olağanüstü yönünü konuşmak değil, taşıdığı mesajı da kavramaktır.
Namaz, müminin gün boyunca Rabbine yönelmesini sağlayan temel ibadetlerden biridir.
13. Sonuç: Mi‘racdan Günlük Hayata Uzanan Mesaj
İsrâ ve Mi‘rac, İslâm inancında Hz. Muhammed’e (s.a.v.) verilen büyük mucizeler arasında yer alır.
Kur’ân, onun bir gece Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya götürüldüğünü açıkça bildirir.
Sahih hadislerde ise Burak ile yapılan yolculuk, semalara yükseliş, peygamberlerle karşılaşma ve beş vakit namazın farz kılınması ayrıntılı olarak anlatılır.
Bu olay, Allah’ın kudretini, peygamberlerin ortak tevhid davetini ve namazın mümin hayatındaki yerini hatırlatmaktadır.
İsrâ ve Mi‘racın en önemli derslerinden biri, insanın kulluk sorumluluğunu günlük hayatında canlı tutmasıdır.
Mi‘rac, yalnızca geçmişte gerçekleşmiş olağanüstü bir olay olarak değil; namaz, iman ve kulluk bilinciyle bugüne uzanan bir hatırlatma olarak da değerlendirilmelidir.
Temel kaynakça
Kur’ân-ı Kerîm: İsrâ 17/1, 17/60; Necm 53/13–18.
Sahîh-i Buhârî: 3207, 3886, 3887, 3888.
Sahîh-i Müslim: 162a, 164a, 177a–c, 178a–b.
Tefsirler: Taberî, Câmiu’l-beyân; İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kur’âni’l-azîm; Kurtubî, el-Câmi‘ li-ahkâmi’l-Kur’ân; Diyanet, Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, ilgili âyetlerin tefsiri.
